Engin BAŞCI
Olmaması gereken oldu.
“Atanmış Genel Başkan” Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca genel başkanlığını yaptığı partisinin genel merkezine girebilmek için polisten destek istedi.
Ve İstanbul İl Başkanlığı’nda kayyum atamasından sonra yaşananların bir benzeri tekrar yaşandı.
Ülkenin kurucusu partisinin genel merkezini polis zoruyla teslim aldı.
Biber gazı, plastik mermi ve arbede içinde genel merkez binasını adeta savaş alanına çevirtti.
Yıllarca kendisine destek vermiş partililerini gaza boğdurdu.
Oysa onca yıl en tepede siyaset yapmış, parti yönetmiş, siyasi kararlar almış, devlet bürokrasisinde görev yapmış birinin bu olacakları görmesi gerekirdi.
Bile bile, göre göre yaptı.
Arkasında duran bir avuç milletvekilinden bazılarının da kaybetme pahasına rağmen böyle bir yola başvurdu.
Böyle bir durumun ne kendisine ne de partisine yararı olmayacağını, aksine daha da zarar vereceğini bilerek bunu neden yapmış olabilir?
İlk anda kanımca üç nedeni akla geliyor.
Birincisi hırs ve kinin aklın ötesine geçmesi… Bu insani zaaf kaybettiği kurultay sonrasında yaptığı her şeyi açıklayabilir. Akıl tutulduysa buna söylenecek fazla bir söz de yok zaten.
Bununla bağlantılı ikinci neden yakın çevresinin dolduruşuyla hareket etmesi… Bu da mümkün olabilir. Çünkü kaybettiği kurultayda ilk turda geride kalınca ikinci tura katılmama kararı aldığını, sonra çevresinin isteğiyle fikir değiştirdiğini kendi açıklamıştı. Eğer böyleyse; makam mevkii hesaplayanların dolduruşuyla bu yola girdiyse bu zaten lider olamadığının göstergesidir. Ne parti yönetebilir, ne de ülke… Olsa olsa birileri için kullanışlı bir profil olur.
Üçüncüsü öteden beri bir gizli ajandasının olmuş olabileceği… Çünkü her yaptığı şey AKP iktidarının işine yaradı. Ekmelettin İhsanoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı yapması, referandumda mühürsüz oyları sineye çekmesi, Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı yapıp kampanya sürecinde sorun yaşanması, olacakları bile bile dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet demesi, özelleştirme uygulamalarında yeterince tepki göstermemesi, bazı önemli yasalarda Anayasa mahkemesi kartını kullanmaması gibi pek çok örnek verilebilir… En sonuncusu da 6’lı masa olayı… Başlangıçta iyi bir fikir gibi görünse de aday belirleme sürecinde kendi isminde diretmesi ve masada çatlak yaratması seçimin kaybedilmesine neden oldu. Hem de en kazanılabilecek seçim kaybedildi. CHP onun genel başkanlığında 13 seçim kaybetti ve o her defasında genel başkanlıkta ısrar etti… Bu da onun CHP’nin seçim kaybetmesi için hayata geçirilmiş bir projenin aktörü olabileceği düşüncesini akla getiriyor. Mutlak butlan kararı öncesi ve sonrasında yaşananlar da bu destekler nitelikte…
Ama Kılıçdaroğlu ve ekibinin görmek istemediği bir gerçek var. CHP yeni bir lider kazandı.
Özgür Özel’in genel başkanlığında girilen ilk seçimi kazanan CHP halkın desteğini arkasına aldı. Yargı eliyle yürütülen operasyonlarda bunu engelleyemedi, aksine son bir yılda düzenlenen 100’ün üzerinde miting bu desteği canlı tuttu. Özgür Özel, adeta bir halk kahramanına dönüştü.
Halka kendilerinden yana bir lider görüntüsü verdi.
Sıcak bir iletişim dili kurdu…
Yeri geldi sertleşti, yeri geldi gözyaşlarını tutamayacak kadar duygusallaştı…
Uzlaşmacı yönünü de mücadeleci ruhunu da sergiledi.
Hep sokaktaydı, hep meydanlardaydı, ülkeyi karış karış dolaştı…
Bu halkta karşılık buldu; insanlar onu kendinden gördü, sahici buldu ve sevdi…
Bu sevgi parti binasından zorla sökülüp atıldığı günde Ankara sokaklarında arkasındaydı.
TOMA’nın üzerine çıkıp “yürüyelim arkadaşlar” demesi bugüne kadar sergilediği mücadeleyi taçlandırdı.
Kılıçdaroğlu ise birkaç yandaşıyla ofisinde olanları izledi.
Avukatı ve bir avuç destekçisi zapt ettiği genel merkez binasına gittiler ve biber gazı kokuları içinde çikolata yediler.
İktidar bu süreçte mutlak butlan silahını devreye soktu ve yapmak istediğini yaptı. Hedef CHP’yi ayrıştırmak ve bölmekti.
AKP’liler koltuklarına oturup film seyreder gibi izledikleri bu manzaradan dolayı mutludurlar.
Çünkü öngördükleri olay örgüsü yürüyor.
Bu saatten sonra onları endişelendirecek tek şey CHP’nin partinin her şeyi bu noktada kesip 45 gün gibi kısa bir sürede acil kurultay kararı alması.
Kılıçdaroğlu bu yolu tıkamaz, ayrışmayı derinleştirmeden acil kurultay kararı alırsa yaşananlardan dolayı pişman olduğu görüntüsü çıkar.
Kırgınlıklar da belki zaman içinde onarılır.
Aksi halde gizli ajanda çalışmaya devam eder. Siyasi hayatı ve rejimi dizayn edebilecek yeni planlar hayata geçebilir.
