Engin BAŞCI
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla Başkanlık sistemine geçiş referandumuna “evet” diyenler mutlu musunuz?
Hani her şey güzel olacaktı?
Kararlar hızla alınıp sorunlar çözülecekti?
Ekonomi düzelecek, enflasyon düşecek, parlamentomuz güçlenecek, demokrasimiz gelişecekti?
Koalisyon dönemleri sona erecek, güven ve istikrar sağlanacaktı?
Öyle mi oldu?
Aradan geçen 8 yılda olanlara bakınca biri hariç bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini görüyoruz.
Gerçekleşen tek şey kararların hızla alınması.
Alınmasına alınıyor ama, alınan karar bir sonraki kararla bozuluyor.
Bilmem kaç nolu kararnamede değişiklik yapan kararnamelerle bir yap boz sistemi içindeyiz sanki.
İktidar çevreleri dışında yaşananlardan mutlu olan yok denecek kadar az.
Onlar da ya iktidarın nimetlerinden yararlananlar ya da duygularıyla hareket edenler.
İnsan, aklı ile duyguları arasında gidip gelen tuhaf bir varlık.
Rıza da bu gel git haline biraz korku, biraz çaresizlik, biraz alışkanlık, biraz da belirsizlik ve endişe ile beslenen alternatifsizlik sosu katılarak oluşturuluyor.
İnsanlar bilinene yöneliyor, değişimden kaçıyor.
Hiçbir şeyin iyi gitmediği onca yılda bu rıza hali iktidarı besledi.
Ancak gelinen noktada mutsuzluk hat safhada.
Geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı insanların hayatını zorlaştırıyor.
Kiraların ücretleri geçtiği bir hayatta kişisel bütçelerin denkleştirilmesi bir sihirbazlık oyununa dönmüş durumda.
Mutsuz kesimlerin sesi dayatma ve baskı ile kısılmaya çalışılıyor.
Hakkını arayan öğretmenlerin sokaklarda günlerce dayak yemesi ve ters kelepçe ile gözaltına alınmaları bundan.
Demokrasimiz o referandumda söylendiği gibi gelişseydi böyle mi olurdu?
İnsanlar itiraz hakkını kullanır, düşüncelerini ifade eder, protesto gösterilerini yapar kararları etkilemeye çalışırlardı.
Sonuçta talepleri gerçekleşir ya da gerçekleşmezdi, ama bu haklarını özgürce ve serbestçe kullanırlardı.
Öyle olmuyor ama, hep beraber görüyoruz.
Gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, tanınmış simalar düşüncelerini ifade ettikleri için sabah ezanında gözaltına alınıyor.
İktidarı ilk kez bu kadar zorlayan ana muhalefet partisinin belediyelerine operasyon üzerine operasyon yapılıyor, belediye başkanları suç örgütü kurmak iddiasıyla tutuklanıyor.
Yanına da çok sayıda yolsuzluk ve rüşvet dosyası ekleniyor; bunları yapmak için örgüt kurdukları söyleniyor.
Nedense bu suçlamalar sadece ana muhalefet belediyelerine yöneltiliyor.
Ergenekon Davası sırasında Genelkurmay Başkanının terör örgütü lideri olmakla suçlandığını hatırlayınca insan yürütülen soruşturmaların benzerliğini düşünmeden edemiyor.
O yüzden kamuoyunda bu soruşturma ve davaların siyası olduğu algısı hakim.
CHP’ye yönelik yargı operasyonu ve “butlan kararı” da demokrasiden uzaklaşılan tabloyu tamamlıyor.
Yaşananları görüyoruz, her şey gözlerimizin önünde oluyor.
Ekonomiye gelince mutsuz kesimler sıralamakla bitmez.
Emekli, memur, işçi, esnaf, çiftçi dert küpü.
Sanayici de mutlu değil.
Herkesin derdi kendi ölçeğinde büyük.
Yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşanan binlerce aile var.
Pazar artıklarını toplayan, çöpleri karıştıran insan görüntüleri çoğalmaya başladı.
Kötü otel odalarında yaşamak zorunda kalan emeklilerin haberlerini duymaya başladık.
Bunlar geçmişte sıkça rastlanmayan görüntülerdi.
Giderek sıradanlaşmaya başladı.
Düşündürücü olan da bu.
Çünkü sürdürülebilir bir hayat değil bu.
Görünen o ki iktidarın bu tabloyu tersine çevirecek ve sorunları azaltarak giderecek bir programı da yok.
Herkes gibi onlar da seyrediyor.
Ekonomi yönetiminin uygulamaları halkın sorunlarını çözemiyor.
Toplumu ikna edecek bir reçete de sunamıyor.
Yüksek enflasyon hayat pahalılığını ve geçim sıkıntısını kat be kat artırıyor.
Toplumsal itirazların ve siyasal hareketlerin baskılandığı, demokrasiden giderek uzaklaşıldığı bir ortamda güven de inşa edilemiyor.
O güveni yeniden inşa edecek tek enstrüman demokratik bir ortamda eşit koşullarda yapılacak bir seçim.
Toplumsal beklenti de bu yönde.
Erken bir seçim, hatta acil bir seçim rotasını şaşırmış bir ülkeyi fabrika ayarlarına döndürebilir.
Başka da çare yok:
Acil seçim, hemen seçim…
