Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın mahkeme kararıyla iptal edilmesine karşı yaptığı başvuruyu reddetme gerekçesini açıkladı.
Gerekçede, “Bölge adliye mahkemesi kararı, devam eden bir kongre veya kurultaya ait değil, daha önce yapılmış olan kongre ve kurultaylara ilişkindir. Bu nedenle YSK tarafından seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesine ya da devamına yönelik bu aşamada alınması gereken bir karar da bulunmamaktadır” denildi.
“Seçim kurullarının, ‘seçim günü öncesinde’ gerçekleşen olaylarla ilgili olarak yetkilendirilmediği” belirtilen gerekçede “seçim öncesine ilişkin işlemler bakımından adli yargı mercilerince verilen kararların yetki gasbı olarak değerlendirilmediği” kaydedildi.
Gerekçede şu ifadelere yer verildi:
“Dolayısıyla siyasi partilerin kongrelerinde yapılan organ seçimleri konusu dışında kalan gündem maddeleri, kararları ve kongrenin iptali istemli talepler de seçim kurullarının görevi dışındadır. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 21’inci maddesinin onuncu ve on birinci fıkralarında seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde usulsüzlüklerin seçim hakimince tespiti halinde, seçimlerin iptaline karar verileceği hususuna yer verilmişse de burada belirtilen yetki, seçim günü ve devamı sırasındaki oylamaların usulünce yapılıp yapılmadığı, tutanakların usulünce tutulup tutulmadığı gibi seçim hukuku kapsamındaki usulsüzlüklere ilişkin itirazları inceleyip karara bağlamaktan ibarettir. Bunun haricinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 29 ve 121’inci maddeleri gereğince Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu hükümleri çerçevesinde maddi hukuk anlamındaki delillerin değerlendirilmesini gerektirecek nitelikte olan iddiaların tespitine yönelik olarak seçim kurullarının herhangi bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa ve kanunlarla verilen görev ve yetkilere göre seçim kurullarının, kongreye katılacak parti üyelerini belirleyen listelerin onaylanması ve benzeri sınırlı konular dışında ‘seçim günü öncesinde’ gerçekleşen olaylarla ilgili olarak yetkilendirilmediği hususu da izahtan varestedir.”
YSK gerekçesinde seçim hakiminin (ilçe seçim kurulu başkanı) siyasi partilerin il ve ilçe organlarının seçimleri ve büyük kongre delegelerinin seçimlerinde seçim günü iş ve işlemleriyle ilgili sınırlı bir denetim ve gözetim faaliyeti gerçekleştirdiği vurgulandı.
YSK’nın konuya dair kararlarında, ” … siyasi partilerin il ve ilçe organlarının seçimleri ile büyük kongre delegelerinin seçimlerinde İlçe Seçim Kurulu Başkanı (Hakim) görevlendirilmiş ve vermiş olduğu kararlara karşı yapılan itirazları inceleme yetkisi bir üst kurula verilmediği gibi, ileri sürülen itiraz nedenlerinin de ayrıca tam kanunsuzluk halini içermediği anlaşılmaktadır” tespitine yer verildiği aktarılan gerekçede, “Tam kanunsuzluk hali içermeyen durumlarda ilçe seçim kurulu kararlarına yapılan itirazlar, anılan kararların kesin olduğu gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulunca reddedilmekte, ancak tam kanunsuzluk hallerine ilişkin ihbar, itiraz ve iddiaların seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra dahi, Anayasa’nın 79’uncu maddesinin verdiği görev ve yetkiye dayanılarak her zaman incelenebileceği hususu ayrık tutulmaktadır” denildi.
Kurul, bölge adliye mahkemesi kararının seçim hukuku kapsamında YSK tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığını belirtti. Bu tür kararların temyiz merciinin Yargıtay olduğunu vurguladı.
Kurul ayrıca siyasi parti kongrelerine ilişkin uyuşmazlıkların genel olarak seçim hukuku kapsamında değil, özel hukuk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu nedenle kongrelerin iptali veya geçerliliği gibi konuların çözüm yerinin adli yargı olduğunu belirtti.
