Engin BAŞCI
Hayat bu, bin bir haliyle yaşarsınız…
Bazen kar yağar üzerinize lapa lapa; üşürsünüz.
Bazen tipi olur içinize işler soğuk; titrersiniz.
Sonra mevsim değişir, ilkbahar gelir.
Çiçekler açar göğsünüzde.
Kıpır kıpır duygularla ısınırsınız.
Ara ara yağmur vurur camlarınıza.
Her damlada kırılgan hayatlar görürsünüz.
Kayar giderler camdan.
***
Ben onu kadim bir şehirde tanıdım.
Adı Fiko’ydu.
İri ve bizden uzuncaydı.
Kırlangıçların dans ettiği zamandı.
Ellerimizde pamuk şekerler vardı.
Çocuktuk.
Her çocuk gibi hayallerimizin peşinde koştuk.
Hayat bir oyundu.
Kimi zaman okuduğumuz bir kitabın kahramanlarına nazire yaptık.
Kimi zaman bir filmin hikâyesini yaşadık .
O zaman mahallelerde oyun oynayabilecek geniş alanlar vardı.
O alanlarda toplanır, top peşinde koşardık.
Çift kale maçlar yapardık.
Apartmanlar bahçeliydi.
Evlerimizin bahçeleri planlarımızın karargahıydı.
Kitaplarda okuduğumuz hikâyeleri gerçek hayatta arardık.
Mahalledeki insanları inceler, onların hallerinden gizemli durumlar yaratır, araştırırdık.
Sıradan insanların hayatlarında olağanüstü şeyler arardık.
Aslında aradığımız entrikalarla dolu bir maceraydı.
Bulamadık…
Dedim ya bu bir oyundu.
Zamanla sıkıldık, başka oyunlarla çocukluğumuzu yaşadık.
Yaşadıkça öğrendik ki aslında kendi hayatlarımız bir roman…
Öyle ki içinde bir romanda bulabileceğiniz iyisinden kötüsünden pek çok olay, pek çok duygu var.
Karakterler de öyle…
Fiko mesela.
Büyüdükçe farklılaştı, bizden uzaklaştı.
Bir sokak çetesinin lideri oldu.
Hayatına bir de siyasi dava kattı.
Birlikte köpek beslediğimiz, serçelere yem verdiğimiz o çocuk, başka çocukları dövdü, vurdu, kırdı incitti.
Sonra yok olup gitti, bir daha haber alamadık ondan.
Sanki bir filmdeymişcesine yaşadı hayatı.
Kötü karakteri oynadı.
Camdaki yağmur damlaları gibi kayıp gitti hayatımızdan…
***
Hayat bu.
Yetişkinliğinde de çocukluk hikâyelerini hatırlatıyor insana.
Güvendiğiniz dağlara karlar yağıyor.
İnandığınız, umutlarınızı bağladığınız, peşinden koştuğunuz insanlar sizi yarı yolda bırakıyor.
Bambaşka, belki de gerçek yüzleriyle sizi hayal kırıklığına uğratıyor.
Birlikte yürüdüğünüz yoldan çıkıyor.
Onca yıl değiştirmek için mücadele ettiğiniz her şeyin sesi oluyor.
O şarkı sözündeki gibi;
Alkışı da duyuyorsunuz, ihaneti de görüyorsunuz.
O yüzden kayıp giden damlalara takılıp kalmamak, yağmura bakmak gerek…
