Günümüzde Yeni Mikro İlişki: Selamdaşlık    

Kemal ASLAN

İlişkilerin sürekli değişkenlik gösterdiği bir zamandayız. Baumann’ın kavramsallaştırmasıyla “akışkan bir hayat” yaşıyoruz. Bugünümüz dünümüzden farklı, yarınımız meçhul. Çok samimi olduğunuz biri ile konuşamaz hale gelebiliyorsunuz. Sanki aranızda hiçbir şey geçmemiş, yaşanmamış gibi davranıyorsunuz. Kimsenin kimseye açıklama yapma ihtiyacı da yok. Çoğunluk açısından norm bu olunca, açıklama yapmak, kendini dile getirmek, davranışı, eylemi açıklamak gereksiz oluyor. “Ben yaptım, oldu”, “Beni böyle kabul et, değişmem”, argümanları devreye giriyor. Bu sözleri söyleyenler insan ilişkileri ve iletişiminde etkileşimin olmadığı görüşünü dile getirmiş oluyor. Yani “ben değişmezim, aynı kalırım, sen beni değiştiremezsin.” demek istiyorlar. Aslında sizin onu ya da onları değiştirmek gibi bir niyetiniz yoktur. Etkileşim her gün yeniden birlikte yaşananlardan kendine pay çıkarmak, karşı tarafı anlamak, kendi normlarını, değerlerini, davranışlarını zaman içinde sorgular hale gelmektir. Her temas nasıl iz bırakırsa her iletişim/etkileşim de kelebeğin kanat çırpışıyla yarattığı küçücük rüzgârı teninizde titreşime yol açar. Hiçbir şey olmasa bile tüyleriniz hafiften etkilenir; çünkü etkileşim öteki ile karşılıklı olarak ruhlara dokunmaktır. Her ne kadar her zaman doğrudan itiraf edilmese de etkileşimin izleri tarafların ilişki/iletişim kopukluğu yaşadığı dönemlerde de kendini gösterir. Ancak bazı insanların egoları bunu kendine bile itiraf etmeyi engeller. 

Ancak bazı bireyler açısından yukarda yer verilen ifadeler yaşananları kendisi açısından normalleştirmesinin yolu da olabiliyor; o zaman da yüzleşme, kendine bakma, kendini eleştiri nesnesi haline getirme gereksiz oluyor. Elindeki aynanın kırık olduğunu, her bir parçasında farklı yüzlerinin olduğunu görmek mümkün olmuyor. Tersi bir yanılmasa ile aynanın kırık olmadığı ve tek bir yüzün o aynaya yansıdığı sanılıyor. Böyle durumlarda iletişim/ilişki sınırlanıyor, umursamazlık, kayıtsızlık görünür hale geliyor.

Selamdaşlık tam da bu tür mikro ilişkileri içeren durumları karşılayan bir kavram. Arapça slm kökünden gelen ve barış, esenlik, sağlık iyi ve hayırlı çıkma, gelip, geçici olmama, aşinalık anlamına gelen selam sözcüğü Türk toplumunda karşılaşma ortamlarında karşılıklı olarak birbirlerinin varlığının fark edildiği, görüldüğünü içeren karşılıklı bir sesleniş ifadesidir. Arapça’da “esenlikler üzerine olsun” anlamında “selamün aleyküm” denilirken zamanla bu dini ifade Türk toplumunda “selam” biçimine dönüşmüştür. 

Selamlaşma, yüz yüze ortamda karşılaşmalarda, telefon konuşmaları ile e mail ve mesaj gibi yazışmalarda gerçekleştirilmektedir.  

Selam sözcüğüne eklenen ad türetme eki olan daş sözcüğü ortaklık, paylaşım adları yapımında kullanılmaktadır.  Bu konuda ilk akla gelen kelimeler: arkadaş, yoldaş’tır. Bu iki sözcükte yer alan daş eki bir sıcak bağı da zihinde canlandırır. Arkadaş ve yoldaş sözcükleri farklı anlamlar içerse de insanın zihninde derin ilişkiler, yakınlık, birbirini anlama, sohbet vb. kavramlarla bağlantılandırılır.  

Selamdaş sözcüğü o sözcüklerle ad türetme eki dışında pek bir benzerliği yoktur. Üstelik biraz da günümüz koşullarında yaşananları içermesi açısından ironiktir.  Çünkü selamdaşlık kamusal alanda aynı zamanda, aynı mekânda bulunanların karşılaştıkları ortamın sosyal niteliği dolayısıyla bir tür zorunluluk olarak paylaşılan anlık, yüzeysel etkileşimleri içermektedir. Sosyal normlar ve çalışma ortamının gereği ortaya çıkan, derin bir bağ ve yakınlık içermeyen, ancak koşullar gereği gün içinde aynı mekânda farklı zamanlarda karşılaşmaları mümkün olan insanların iletişim düzeylerini ortaya koyan bir halin adına selamdaşlık denilir.  Birbirini merak etmediklerinden karşılaşma anlarında sohbet etmeyen insanların bir- iki saniye süren karşılaşma anlarında “merhaba”, “günaydın”, “iyi çalışmalar”, “iyi akşamlar” gibi sınırlı sözcüklerle kamusal alanda kurdukları iletişim temelli geçici bir bağdır. 

Selamdaşlık, kamusal alanda  “mış gibi” olma halidir, bir tür “görünürlük gösterisi”dir. Her selamlaşma, selamdaşlık kavramının kapsamına girmez çünkü gün içinde farklı zamanlarda sürekli karşılaşma ihtimalinin gerçekleşmesi durumunda selamdaş olma durumundan söz edilebilir. Tersi, farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda geçici zamanlardaki selamlaşma karşılıklı bağ oldukça zayıf olduğundan selamdaşlık kapsamına girmez. 

Selamdaşlığın aynı yerde, aynı zamanda bulunma, gün içinde en az bir kere karşılaşma ve bunun sürekli olması koşulları vardır. Bu koşullar olmadan selamdaşlık gerçekleşemez. Tersi durum yani arada sırada, farklı zamanlarda karşılaşma selamlaşma kapsamına girer. Siz de düşünün bakalım aynı yerde çalıştığınız ve selamdaşınız olan var mı?