Hülya ÖZTÜRK BAŞCI
Tam yola çıkmak üzereyken arabanın anahtarlarını bulamadım. Her kayıpta olduğu gibi yine kendimi suçladım.
Bahçede, akşam kestiğim çalıların arasındaydım. Bahçe çitlerinin dışındaki yoldan gülmeyle karışık, kadın çığlıkları gelmeye başladı. Ses yükseldikçe kahkaha, kızgınlık ve yalvarmalar birbirine karıştı. Yardım edebilmek ve biraz da kendimden uzaklaşabilmek için bahçe kapısına koştum. Yolda biri 70 diğeri 30’lu yaşlarda İki kadın birbiriyle mücadele halindeydi. Yaşlı olan genç olana bağırıyor, arada tekme atmaya
çalışıyor genç kadın ise kimi zaman gülüp kimi zaman yalvararak ara sıra da olsa araçların hızla geçtiği yolda yaşlı kadını korumaya çalışıyordu. Beni görünce yaşlı kadın konuşmasına devam ederek yanıma
geldi. Gözlerine bakınca durumu anladım. Beyaz kısa saçlı iri yeşil gözlü zayıf bir kadındı. Doğrudan gözlerime bakarak kendince yanındaki kadın için bir şeyler anlatıp duruyordu. Genç kadına “anneniz mi”
diye sordum. “bakıcısıyım” dedi. Kafamdaki soru işaretini anlamış gibi “zarar vermez, demansı var bazen böyle oluyor” diye ekledi. İçeri davet ettim. Bahçeden eve doğru yürümeye başladık. Yaşlı kadın yanımda
konuşmaya devam ederken genç olana nerede oturduklarını sordum. Anlaşıldı ki komşularımızdan birinin ablasıydı yaşlı kadın. Evin önüne gelince çardakta biraz oturduk. Aklım bir yandan arabanın kayıp
anahtarındaydı. Bakıcı kadın beraber aramayı önerdi. O sırada annem de yanımıza geldi. Biraz konuşunca o da durumu anladı. Yaşlı kadını onunla bırakıp anahtarı aramaya başladık ama ortada yoktu.
Annem ve yaşlı kadın karmaşık bir sohbetin içindeydi. Bakıcı kadın da kahkahalarıyla onlara eşlik ediyordu.. Yaşlı kadın beni görünce yine gözlerimin içine bakarak bir şeyler anlatmaya başladı. Tekinsiz bir
orman gibiydi iri yeşil gözleri. Zihnindeki hastalıkla beraber kaybolmaya başlayan anıların bıraktığı anlam veremediği bir boşlukla bakıyordu. Soru işaretleri doluydu gözlerinde. Neden sorulduğu
unutulan.
Biraz dinlenip evlerine gittiler.
Anahtarı iki saat daha aradıktan sonra bir gün önce giydiğim yeleğin cebinde buldum.. Akşam olmuştu hızla arabaya atlayıp birkaç kilometre ötedeki köye gidip alışverişimi yaptım. Dünya yeniden dönmeye
başlamıştı.
