Engin BAŞCI
Bana dünyanın “en büyük mutluğu nedir?” diye sorulsa yanıtım kesin ve net olur:
Baba olmak…
Kızım Lara’yı ilk kez doğumhaneden çıkarılırken gördüm; hemşirenin kucağındaydı…
Gözleri açık ve sanki her şeyin farkındaymışçasına bakıyordu.
O bakışları hiç unutmadım unutamam da…
Hayatla tanıştığı o ilk günün hakkını verdi, özgüveni yüksek bir birey oldu.
Onunla gurur duyuyorum.
Hakkını teslim etmeliyim bunda annesinin payı yadsınamaz.
Her konuda onun önünü açmamıza ön ayak oldu.
“Olmaz” dediğim anlarda beni ikna etti, Lara da doğru bildiği yolda yürüdü.
Velhasıl kızımla birlikte ben de büyüdüm.
İyi bir baba olabildim mi? Bunun yanıtı Lara’da…
***

Yanıt Lara’da ama iyi bir baba olmak için hep çabaladım.
Bunun için önümde bir örnek vardı:
Babam…
Ben iyi bir babanın çocuğu olarak büyüdüm.
Bu yüzden hep ona öykünürüm.
Gözlerindeki insanı görür, ona benzemek isterim.
Çünkü babam benim kahramanımdır; hayattaki tek kahramanımdır.
Varlığı gücümdür, yokluğunu düşünemem.
Bir büyük adamdır benim babam, bir büyük insan…
Eğer bugün bir duruşum varsa hayata dair, ondan öğrenmişimdir.
Haklıya haklı, haksıza haksız demenin, adalet duygusunun, kötülükle mücadele etmenin ve söz söylemenin değerini hayattaki duruşuyla göstermiştir bana.
Gitmek istediğimde git, yapmak istediğimde yap demiştir.
Hayatı güzelleştirmek, insan onuruna yakışır bir hayatı yaşamak, kızım Lara ve kuşağına insanca bir gelecek bırakmak için 40 yaşından sonra girdiğim sendikal mücadele yolculuğumu da hep desteklemiştir.
Çünkü bir memur maaşıyla iki çocuk okutan, kira ödeyen, zar zor geçinen bir emekçi olduğu için bu mücadeleye neden girdiğimi en iyi o bilir.
Bunu bana hiç söylememiştir ama eminim gözlerinden okuduğumu anlamıştır.
Gazeteciliğimle de hep gurur duymuştur.
“Oğlum kendine dikkat et, ama yolundan dönme” demiştir.
Bana olan güvenini özgürlüğe olan inancıyla perçinlemiştir.
Beni kitaplarla ve sinemayla tanıştıran da odur.
Özellikle sinema sevgimde babamın katkısı büyüktür.
O yüzden onun hikâyesi benim hikâyemin başlangıcıdır.
***

Evlenince hayatıma bir başka baba girdi.
Eşimin babası.
İtiraf edeyim ona hiç “baba” diye seslenmedim, efendim dedim.
Ama onu kendi babam kadar sevdim.
Yüreğime her defasında soruyorum; yanıtı hep aynı:
O benim ikinci babam.
Başka bir deyişle baba yarısı…
Onu çok sevmemin en büyük nedeni tıpkı babam gibi içinde hiçbir kötülüğün olmamasıydı.
Elinde avucunda ne varsa herkese verir, herkesle paylaşmaktan keyif alırdı.
Değer görmek isterdi, kimseye çok fazla gitmez herkesin kendisine gelmesini isterdi.
Geldiklerinde de krallar gibi ağırlardı.
Gönlü bol insandı.
Çocuklarını çok severdi, üzerlerine titrerdi ama bunu çok belli etmezdi.
Bazen baş başa konuştuğumuz olur, onlar için düşündüklerini benimle paylaşırdı. O zaman bir kez daha anlardım çocuklarına olan düşkünlüğünü…
Son yıllarda kızının üzerine çok düşmüştü. Görüyordum…
Babam gibi o da sosyal demokrattı.
Cumhuriyetçi ve Atatürkçüydü.
O yüzden son dönemde yaşananlara karşı çok öfkeliydi.
Gençliğinde CHP Artvin örgütünde görev aldığı için onca deneyimle bazı şeyleri bizden daha iyi görüyordu.
Bu halkı tanıyor ve toplumun bu gerçekliğine dokunan daha etkili muhalefet yapılmasını istiyordu.
Bu yıl aramızda ayrıldı.
Acısı hâlâ yüreğimizde.
Ben onu hep iyi ve güzel günleriyle hayatımda tutacağım.
O yüzden şanslıyım bir gönülde iki baba sevgisi taşıyorum.
Biri yaşayan ve biri yaşamayan, ama her ikisi de hep yaşayacak olan…
***
Her yazının bir sonu var.
Konu anne ve babalar olunca ne satırlar yeter ne sayfalar duyguları kaleme almaya…
Aziz Nesin bir şiirinde “Dünyaların en iyi babası benim babamdır” dese de bunca yıllık ömrümde sevgilerin karşılaştırılamayacağını öğrendim.
Karşılaştırılamayacak sevgilere sahip olmak bence hayatın en büyük zenginliği.
Baba sevgisi de bunlardan biri…
Ve herkes kendince yaşıyor o sevgiyi…
Kim bilir belki de Aziz Nesin de bu duyguyla yazmıştır o dizeleri.
Sözün özü babalar ve çocukları arasındaki duygu ve sevgi bağı çok özeldir.
Bazen anı yaşarken göremediklerinizi yıllar sonra anlıyorsunuz.
Kimini o yittikten sonra anlıyor kahrediyorsunuz, kimini o hayattayken yakalıyor üzerine titriyorsunuz.
Bugün Babalar Günü…
İyi ki varlar, iyi ki yaşamışlar, iyi ki bizim babamız olmuşlar…
