“Üniversitelerde tercih için tanıtım günleri devam ederken vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin işten çıkarmalara yönelik tepkileri sürüyor.
Özel Öğretmenler Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birimi üyesi akademisyenler İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki üniversite stantlarının bulunduğu Üniversite Tercih ve Tanıtım Fuarı’nda “Vakıf Üniversitelerinde İşten Çıkarmalara Son!” talebiyle bir eylem gerçekleştirdi.
Eyleme demokratik kitle örgütlerinden ve öğrenci inisiyatiflerinden de destek verildi.
Fuarın önünde stant açan sendika üyesi akademisyenler vakıf üniversitelerinde yaşananları ve nedenlerini anlatan bildiriler dağıttı.

Bu sırada Beykent Üniversitesi görevlileri sendika üyesi akademisyenlerin bildiri dağıtımını engellemek istedi. Sendikal faaliyeti engellemenin suç olduğunu belirten akademisyenler bildiri dağıtımına devam etti.
Daha sonra yapılan basın açıklamasında, vakıf üniversitelerinin aileleri ve gençleri cezbetmek için yarıştıklarını ancak renkli stantların, burs vaatlerinin ve göz kamaştıran kampüs görsellerinin arkasında öğrencilere ve ailelerine anlatılmayan gerçeklerin olduğu belirtildi.
Bir süre önce başta İstanbul Aydın ve Beykent olmak üzere Arel, Gelişim, Maltepe, Atlas, Ticaret ve Bilgi Üniversitelerinden teyit edilen bilgilere göre yaklaşık 200’den fazla akademisyenin haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığı hatırlatılan açıklamada, gerçek sayının bunun çok daha üzerinde olduğu bildirildi.

İşten çıkarmalara gerekçe olarak “kontenjanların düşmesi”, “bölümlerin kapanması”, öğrenci alımının durdurulması” ve ” norm kadro planlaması” gibi bahaneler öne sürüldüğü vurgulanan açıklamada Bilgi, Arel ve İstanbul Aydın Üniversitelerinde siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tasfiyelerin, sendikal örgütlenmeyi engelleme girişimlerin ve üniversite emekçileri arasındaki dayanışmayı kırmayı amaçlayan baskıların hızla arttığı ifade edildi.
Sendikal örgütlenmenin Anayasal bir hak olduğu belirtilen açıklamada, “Bizler Üniversite akademisyenleri olarak sesleniyoruz: her yıl işten çıkarılma tehdidi ve geçimini kaybetme korkusuyla çalışmak istemiyoruz. Güvenceli çalışma hakkımızdan vazgeçmiyoruz” denildi.

Vakıf üniversitelerinde tek sorunun güvencesizlik olmadığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üniversitenin asli bileşenleri olan öğrenciler ve akademisyenler eğitim ve öğretime ilişkin karar alma süreçlerinden dışlanıyor. fakülte ve senato toplantıları göstermelik bir şekilde yürütülen formalitelere dönüşüyor. Açılacak dersler ve programlar tepeden inme şekilde belirlenirken öğretim üyeleri alanları dışında ders vermeye zorlanıyor. Keyfi olarak belirlenen zorunlu ders yükleri nitelikli araştırma ve yayın faaliyelerine olanak tanımıyor. Özellikle araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri üzerindeki baskı be mobbing hâlâ çok ciddi bir sorun olarak varlığı sürdürüyor. İdari yargı kararlarına aykırı bir biçimde 09.00-17.00 mesai dayatması, kart basma, ders giriş çıkışlarında QR kod okutma gibi giderek çeşitlenen denetim uygulamalarıyla akademisyenler üzerinde her geçen gün daha kapsamlı bir baskı mekanizması kuruluyor. Hukuki dayanaktan yoksun ve üniversitenin bilimsel demokratik niteliğiyle bağdaşmayan bu çalışma düzenini kabul etmiyoruz. Üniversitelerde baskıya ve keyfiliğe değil; bilimsel özgürlüğe demokratik yönetime ve güvenceli çalışmaya dayalı bir düzen istiyoruz!”
Açıklamada iş güvencesi ve özlük hakları için verilen bu mücadelenin aynı zamanda kamusal bir yükseköğretim, eşitlikçi, özgür, özerk ve demokratik bir üniversite idealine yönelik bir özgürlük mücadelesi olduğu vurgulandı ve “Üniversiteleri bilimden, toplum yararından uzaklaştıran bu gidişata karşı yan yana durmaya, örgütlenmeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz ” denildi.

Üniversitelerin ticarethane, öğrencileri müşteri, akademisyenleri de gözden çıkarılabilecek bir maliyet kalemi gören zihniyetin kabul edemeyeceği vurgulanan açıklama şu çağrıyla sonlandırıldı:
“-Keyfi hukuksuz işten çıkarmalar ve siyasi tasfiyeler derhal durdurulmalıdır. İşten çıkarılan meslektaşlarımız görevlerine iade edilmelidir.
–Vakıf üniversitelerinde çalışan tüm akademisyenlerin Anayasal hakları teslim edilmelidir. İş güvencesi sağlanmalıdır.
–Güvencesiz çalışma koşullarını derinleştiren ve üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özgürlüğü ve örgütlü mücadeleyi hedef alan politikalata ve uygulamalara son verilmelidir.”
