Kemal ASLAN
Türkiye’de ve dünyada yoğun olaylar yaşanıyor. Gündem sıcak ve yakıcı. Nereye dokunsak elimizde kalacak! Ya da biz birilerinin elinde kalacağız! Gazetecilerin durumu malum. Yazdığı için tutuklanıyor, yazmadığı için tutuklanıyor. Bahanelerin çabucak bulunduğu her şeyin kılıfına uydurulduğu zamandayız. Kafka bile Dava adlı romanını yazarken bu tür absürtlüğün gerçeklik olacağını tahmin etmemiştir. Dava dosyasında adı ve suçu olmayan 20 aydır hapis yatan insanlar var. Bunun Yeni Türkiye’nin bir gerçekliği olduğunun farkındayız.
Y harfi deyip geçmeyin Türklerde 8’inci yüzyıldan bu yana (Köktürk Anıtları -ilk yazılı belge-) biliniyor. Dilin etkileşime uğradığı Arapçanın baskın hale geldiği Osmanlıca döneminde de ikili anlamda (iki ses yani i ve y olarak) kullanılıyor.
Merak ettim Türkçe Sözlük’te (TDK’nın) y harfi ile başlayan kaç kelime olduğunu sordum Gemini’ye hemen yanıt verdi: “2.800 ile 2.860 civarında kelime/madde başı bulunmaktadır.” Kelime sayısı içinde y harfinin kaçıcı sırada yer aldığını da sordum “ İlk onun içinde 6 ya da 7’inci sırada olabilir” dedi.
Y harfi fizyolojik ve akustik açısından söylenişi kolay, akıcı olduğundan söylenirken fazla enerji kullanımına da yol açmıyor, fazladan kas kullanımı ve nefes basıncına da ihtiyaç duyulmuyor.
Bundan dolayı da politikacılar bu harfi kullanmayı seviyor.
Y harfinin yazılışı iki türlü oluyor. İlkokul yıllarıma gittim: Kurtuluş İlkokulu’ndaki öğretmenim Lamiser hocayı anımsadım. Ne kadar da uğraşmıştı benimle. En kötü dersim yazıydı. Deftere kocaman kocaman harfleri yazardım Acaba solak olduğumdan sağ elle bana yazdırılmaya çalışıldığından mı? Kimse o zaman solakları dikkate almazdı. Zaten dünya nüfusu içinde oranımız yüzde on. Biz de bir tür dikkate alınmayan biyolojik azınlığız. Ancak ikinci yarıda elim alıştı herhalde yazım biraz düzeldi de geçtim.
Y harfini yazmak için önce v yazmak sonra büyük I harfi ya da düz çizgi çekmek yeterli. Göstergebilim açısından bir yol ayrımını ifade edebilir. Aynı kökten gelip ikiye ayrılma durumu. Erdemin iyilik ve kötülük olarak ikiye ayrılması Zaten yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar da kötü olanı, olumsuzu işaret etmiyor mu? Y harfi hareketi , yönelmeyi de sembolize ediyor. Y ile başlayan yürümek sözcüğünü severim. 1970’lerde de Yürüyüş diye bir dergi vardı Türkiye İşçi Partisi’nin çıkardığı.
İkinci yazım şekli U harfine J harfinin eklenmesi ya da çengel konulması biçiminde oluyor. U harfi kapalı bir çanağı, sınırları, sınırlılığı ifade ediyor. Kare gibi olmaması yani açık alan olması bir çıkış yolu olduğunu hatırlatıyor. Çengel ise bir durumu sabitlemeyi ifade ediyor. Süreklilik halindeki bir konumu.
1960’lardan bu yana hayatı, çevreyi kavramaya çalışan biri olarak özellikle sağ siyasetçilerin bu harfi sevdiğini düşünüyorum. Demirel, Özel, Çiller, Yılmaz hep bu harfi kullandı: “Yoksulluk kader değildir, yoksulluğu yeneceğiz” dediler. Aynen böyle olmasa da bu anlama yakın. Üstelik bunların hepsini siyaset muhabiri olarak yakından izledim. Siyasette ikinci y yolsuzluk. Bunları genelde sağ siyasetçiler fazla kullanmazdı. CHP ve sol partilerin liderleri gündeme getirirdi.
Bir başka Y de yasaklar. Bunu da 1980’lerde Özal, Demirel zaman zaman Çiller ve Yılmaz dile getirdi. Önceki dönemlerde sağ siyasetçiler bizatihi yasakları savunan siyasal aktörler olarak işlevlerini yerine getirdi.
2000’li yıllarda 1960’lardan bu yana tek tek ya da ikili olarak savunulan bu konuları Ak Parti 3 Y olarak formüle etti (Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar). Bu formül toplumda da karşılık bulduğundan seçimlerde iktidara gelen parti oldu. Çünkü 3 Y formülünde hem ekonomik hem de politik sorunları dile getirme vardı.
Türkiye, içinde bulunduğumuz dönemde yine bu y harfi ile sınanıyor. Hem de 3 Y yeniden gündemde. Bakalım kim bunu nasıl yeniden formüle edecek? Bu Y’lere hangilerini ekleyecek? Ahir ömrümde y harfinin dile getirdiği konuları daha aşamadık. Hep aynı döngünün içindeyiz. Belki d harfine yönelmek lazım: Değişim, devrim (biraz uzak), dönüşüm.
Türkiye’nin y ile serancamı gibiyiz, çatalın hangi yönüne gideceğiz?
