Engin BAŞCI
Halkın oyu ile seçilmiş bir siyasinin seçildiği dönem içinde parti değiştirme özgürlüğü var mıdır?
Yasal bir engel olmasa da böyle bir davranış siyasi ahlâka ya da bir başka deyişle etik kavramına uyar mı?
Demokrasi kültürüyle bağdaşır mı?
Elbette seçimlerde, özellikle yerel seçimlerde aday önemlidir, ama oy genelde partiye verilir.
Tabii ki istisnası vardır.
Az da olsa örnekleri de görülmüştür.
Ama bunu kendinde test etmek isteyen belediye başkanları bağımsız olarak halkın karşısına çıkabilir.
Bu söz özellikle son dönemde siyasi tartışmaların odağında olan ve CHP’den AKP’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal için de geçerli.
Her iki siyasi kişiliğin belediye başkanı seçildikleri partide daha önce milletvekili olarak görev yaptıkları düşünüldüğünde; ve özellikle CHP’de siyasi mücadele verirken AKP iktidarı için sarf ettikleri sözler hatırlanınca bu geçişler hiç de doğalmış gibi görünmüyor.
Kendilerinin davranışlarını haklı göstermek için ileri sürdükleri “CHP’de siyaset yapma olanağı kalmadı”, “tehdit ve baskı gördüm” gibi gerekçeler de hiç inandırıcı gelmiyor insana…
Kendileri açısından önlerinde duran asıl sorun ise bundan sonra söyleyecekleri sözlerin halkta ne kadar karşılık göreceğidir.
Yani onlar için artık bir itibar ve güven sorunu var.
Bu, parti değiştirerek yok etmek istedikleri krizden siyaseten daha büyük bir kriz…
Unutmamak gerekir ki siyasette birkaç yıl içinde 180 derecelik söylem değişiklikleri ve ideolojik sapmalar turnusol kağıdı gibidir.
Herkesin gerçek kimliğini ve rengini gözler önüne serer.
Bir siyasetçi bu açıdan inandırıcılığını ve güvenirliliğini kaybedince siyaseten yok olma sürecine de girmiş demektir.
Siyaset sahnesinde kısa dönem hesapların aktörü ve öznesi olabilirler, ama orta ya da uzun vadede silinip giderler.
Özellikle Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın parti değiştirme sürecinde medyaya düşen ilginç ve düşündürücü bir haber de var.
Burcu Köksal kararını verme sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaklaşık yarım saatlik bir telefon görüşmesi yapmış.
Haberlere göre bu görüşme sonrasında CHP’den AKP’ye geçme kararını netleştirmiş.
Oysa ki bu kararı vermeden önce Cumhurbaşkanı ya da başka birine değil, Afyonkarahisar kalkına sormalı, onlarla konuşmalı, onların onayını almalıydı.
Çünkü kendisini o makama getiren ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ne de CHP Genel Başkanı Özgür Özel…
Onu belediye başkanı olarak seçen ve o göreve getiren Afyonkarahisar halkı.
O yüzden bu istifalar ve parti değiştirmeler siyasetçinin halktan kopuşunun tipik örneğidir.
Demokratik kültür ve siyasi etik açısından da sorunludur.
Aynı zamanda seçmene duyulan saygının ve verilen değerin de göstergesidir.
Seçimden önce halkın ayağına gidip oy istemeyi bilirler, ama kendine oy veren seçmenin oyunu bir başka partiye taşırken onların onayını almayı hiç düşünmezler.
O yüzden bu ülkede yapılması en gerekli düzenlemelerin başında siyasi ahlak yasası geliyor.
Çünkü siyasetteki ahlaki davranış kuralları siyasetçinin kendi etik değerlendirmesine bırakılamayacak hale geldi.
Anormal olan ve seçmeni hiçe sayan tercihler normalleşmeye başladı.
Siyaset kirlendikçe tuz da koktu.
