İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik soruşturma kapsamında Halk TV’ye kayyum atandı, normal yayın akışı durdurularak band yayına geçildi.
Halk TV’nin İstanbul’daki binasına 14 Ekim Çarşamba sabahı polis operasyonu düzenlendi. Operasyon, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamalarıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında yapıldı.
Başsavcılık; İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerinden gerçekleştirilen ihalelere ilişkin açıklamasında, 14 milyon 464 bin liralık menfaat temin edildiği iddiasına ve Mahiroğlu ile bağlantılı şirketlerde 30,3 milyar liralık işlem hacmi saptandığı bilgisine yer verdi.
Açıklamada ayrıca Cafer Mahiroğlu hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ayrı bir soruşturma kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan aranma kaydı bulunduğu ve Mahiroğlu’nun 10 Mart 2025’te yurt dışına çıktığına ilişkin tespitlerin dosyada yer aldığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 11 kişi gözaltına alındı.
Başsavcılık, gözaltı kararı verilenlerden dördünün yurt dışında, birinin ceza infaz kurumunda bulunduğunun belirlendiğini, bir kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı.
Yayıncı İbrahim Paşalı kanala kayyum olarak atandı. Kanalın normal yayın akışı durduruldu, band yayına geçildi. Halk TV’nin yanı sıra Mahiroğlu’nun ilişkili olduğu diğer şirketlere de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atandı.
Halk TV ne zaman ve nasıl kuruldu?
Halk TV, 10 Ocak 2005 tarihinde yayın hayatına başladı.
Kanalın kurucusu, CHP’li siyasetçi ve iş insanı Mahmut Yıldız’dı.
Kanalın, dönemin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal’a yakın isimlerin girişimleriyle kurulduğu iddia edildi.
CHP yönetimi bu iddiaları yalanlamadı.
Mahmut Yıldız, Deniz Baykal’ın CHP Genel Başkanı olduğu dönemde 2002’de Şanlıurfa’dan milletvekili seçildi.
Beş yıl Meclis’te görev yapan Yıldız, 2003-2007 döneminde Genel Sayman olarak CHP’nin mali işlerinden de sorumluydu.
CHP Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) görev yapan Yıldız, 2007’deki genel seçimde tekrar aday olmasına rağmen milletvekili seçilemedi, partideki saymanlık görevi de sona erdi.
Deniz Baykal’ın “kaset skandalı” sonrası istifasının ardından, Kemal Kılıçdaroğlu 22 Mayıs 2010’da yapılan 33. CHP Olağan Kurultayı’nda partinin yeni genel başkanı seçildi.
Haber ve siyaset ağırlıklı yayıncılık anlayışıyla televizyon sektörüne giren Halk TV ise başlangıçta CHP tabanına hitap eden bir kanal olarak tanındı.
Zaman içerisinde haber bültenleri, tartışma programları, siyasi analizler ve canlı yayınlarla ulusal ölçekte izleyici kitlesini genişletti.
Kılıçdaroğlu, ana muhalefet partisinin sesini duyurmak adına Halk TV ekranlarını ana mecra olarak konumlandırdı.
2010-2020 yılları arasında Kılıçdaroğlu’nun Salı günkü Meclis grup toplantıları, mitingleri, basın açıklamaları ve CHP’nin büyük kurultayları Halk TV tarafından kesintisiz şekilde canlı olarak verildi.
CHP ile Halk TV arasında partinin reklamlarının, canlı yayınlarının ve etkinliklerinin yayınlanması karşılığında kurumsal hizmet ve reklam anlaşmaları yapıldı.
2013’teki Gezi Parkı protestoları sırasında, Halk TV ana akım medyadan ayrıştı ve eylemleri yoğun şekilde canlı yayımladı.
Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi kanala açık siyasi destek verdi, kanalın görünürlüğü en üst seviyeye çıktı.
Kılıçdaroğlu’nun 2017’de Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü, Halk TV tarafından düzenli canlı bağlantılar ve özel yayınlarla takip edildi.
CHP lideri, yürüyüş güzergahı boyunca sık sık Halk TV canlı yayınlarına katılarak açıklamalarda bulunmuştur.
Kılıçdaroğlu, her yıl liderler zirveleri, seçim özel yayınları ve bayram dönemlerinde Halk TV stüdyolarına konuk oldu. Bazen de evinden yapılan özel yayınlarla kanala doğrudan katkı sağladı.
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerin hemen ardından Halk TV’nin başına geçti.
Baykal, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerin hemen ardından Barış Yarkadaş, Semra Topçu, Lale Özan Arslan, Rahmi Aygün, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel gibi isimlerin Halk TV’yle ilişiğini kesti.
O tarihe kadar Halk TV’de “Halk Arenası” programını yapan gazeteci Uğur Dündar, görevden almalara tepki göstererek “Bu haksızlığa karşı çıkıyor ve 6 yıldır tek kuruş almadan program yaptığım Halk TV’den ayrılıyorum” mesajını paylaştı.
Aslı Baykal bu süreçte oğlu Alican Erkılıç’ı Halk TV’ye CEO olarak atadı.
Uğur Dündar, daha sonra yaptığı bir diğer açıklamada, “Yedi yıl boyunca tek kuruş almaksızın, yüksek reytinglerle markalaşmasına katkıda bulunduğum Halk TV, malum kumpastaki ilkeli duruşumu takdir etmesi gerekirken, aleyhime yayın yaptırdı. Bu nedenle Sayın Deniz Baykal ve TV’yi yöneten kızı Sayın Aslı Baykal’a hakkımı helâl etmiyorum” dedi.
Halk TV’yi Ocak 2020’de iş insanı Cafer Mahiroğlu satın aldı.
Mahiroğlu’nun televizyonu devralmasıyla birlikte Halk TV’de yeni bir dönem başladı.
Yönetim değişikliğinin ardından kanalın İstanbul’daki faaliyetleri yeniden düzenlendi, teknik altyapısı geliştirildi ve yeni programlarla yayın içeriği genişletildi.
Mahmut Yıldız, 2022’de gazeteci Uğur Dündar’a yaptığı açıklamada, Halk TV’nin kuruluş sürecindeki tüm masraflarını ve iki yıllık işletme giderlerini kendi kişisel imkanlarıyla karşıladığını söyledi.
Yıldız, Halk TV’nin satışına ilişkin olarak Deniz Baykal ve kızı Aslı Baykal’ı suçladı.
Aslı Baykal ise bu suçlamalara “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yalan, iftira ve şantaj devleti değildir” diyerek yanıt verdi.
2023’te hayatını kaybeden Deniz Baykal ise bu süreçte Halk TV’yle ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.
CHP ile Halk TV arasındaki ilişkiler, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’te cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesi ve partide başlayan “değişim” tartışmaları sürecinde kötüleşti.
CHP, Halk TV ile sözleşmelerini tek taraflı feshetti, Kılıçdaroğlu ile kanal yönetimi arasında sert tartışmalar yaşandı.
Dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem, 1 Ocak 2023 tarihli sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca anlaşmanın tazminatsız olarak sonlandırıldığını duyurdu.
Anlaşma kapsamında CHP’nin Halk TV’ye belirli bir ücret ödediği; kanalın da bunun karşılığında CHP’nin önemli etkinliklerini ve grup toplantılarını canlı yayımlama taahhüdünde bulunduğu bildirilmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kanalda parti politikalarına yönelik sürekli eleştiriler yapılmasına tepki gösterdiği ve “Bundan sonra Halk TV’yle kimse çalışmayacak” talimatını verdiği yönündeki haberler CHP yönetimince yalanlanmadı.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu ise o dönem karara saygı duyduklarını belirterek “Taviz vermeyeceğiz” açıklaması yaptı.
Gazeteci Yılmaz Özdil ise CHP-Halk TV sözleşmesinin feshedilmesi sonrası, “Türk basın tarihinin en hazin belgesi… Hangi kalemlere, hangi yorumculara, hangi haberlere kaç para ödendiğini de açıklayın, başka hangi kanallara para ödendiğini, hangi namuslu gazetecilerin bu sözleşme karşılığında işten kovdurulduğunu da açıklayın” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, 5 Kasım 2023’te Kemal Kılıçdaroğlu’nu yenerek CHP Genel Başkanı seçildi.
Halk TV bu süreçte genel olarak Özel ve İstanbul Büyükeşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yayınlarında geniş yer vererek destekleyici bir çizgi izledi.
Gerek İmamoğlu’nun Mart 2025’te, reddettiği “yolsuzluk” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanması, gerekse de CHP’ye yönelik olarak 21 Mayıs’da alınan mutlak butlan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden partinin başına geçmesi sonrası, Halk TV muhalif çizgisini giderek daha da artırarak sürdürdü.
9 Ekim’de KRT TV’nin Liderler Özel programına katılan Kılıçdaroğlu, “Halk TV var biliyorsunuz, Halk TV sahibi falan. Sahibi niye Türkiye’ye gelmiyor? Sahibi yabancı ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon sahibi dünyanın hangi ülkesinde var?” demişti.
Kılıçdaroğlu, Radyo Televizon Üst Kurulu’na (RTÜK) şikayet ettiği Halk TV’yi, “yalan haber yapmakla” suçlamıştı.
Cafer Mahiroğlu ise Halk TV’ye 14 Ekim’de kayyum atanması sonrası Kılıçdaroğlu’na da tepki gösterdi, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Butlan lideri Kılıçdaroglu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de” dedi.
Cafer Mahiroğlu kim?
Cafer Mahiroğlu; tekstil, perakende, e-ticaret ve medya sektörlerindeki yatırımlarıyla tanınan bir iş insanı.
Mahiroğlu, 1966 yılında Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Akpınar köyünde doğdu.
Altı çocuklu bir ailenin en küçüğü olan Mahiroğlu, ilk ve ortaöğrenimini Sivas’ta tamamladıktan sonra lise eğitimi için İstanbul’a gitti.
1984’te İngiltere’ye göç etti ve Londra’da tekstil/konfeksiyon sektöründe çalışmaya başladı.
1991 yılında Armondi tekstil şirketini devralarak kendi işini kurdu.
İlerleyen yıllarda küresel ölçekte büyüyerek İngiltere’nin tanınmış giyim markalarından Select Fashion’ı satın aldı.
Romanya, Vietnam ve İngiltere gibi farklı ülkelerde üretim tesisleri kurdu; Türkiye’de ise e-ticaret platformu Markafoni gibi markalara yatırımlar yaptı.
Türkiye’de kamuoyunda en çok ses getiren yatırımı ise Ocak 2020’de Halk TV’yi satın alması oldu.
Cafer Mahiroğlu hakkında 10 Haziran 2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yakalama kararı çıkarıldı.
Başsavcılığın açıklamasına göre Aziz İhsan Aktaş’ın ifadeleri ve soruşturma kapsamındaki araştırmalar üzerine Mahiroğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla işlem başlatıldı.
Yurt dışında bulunduğu belirtilen Mahiroğlu hakkında sulh ceza hâkimliği tarafından yakalama kararı verildi.
Mahiroğlu ise hakkındaki iddiaları reddetti.
Uzun yıllardır yurt dışında yaşadığını belirten Mahiroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ı tanımadığını ve kendisiyle görüşmediğini açıkladı, “Suçlamalar gerçeği yansıtmıyor” dedi.
14 Ekim’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ihaleleri üzerinden haksız menfaat sağlandığı iddialarına dayanan bir soruşturma kapsamında, aralarında Mahiroğlu’nun da bulunduğu 17 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Mahiroğlu, yurt dışında bulunduğu için hakkında gözaltı işlemi uygulanamadı.
Halk TV çalışanlarından açıklama
Halk TV’ye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atanmasının ardından kanal çalışanları stüdyoda bir araya geldi. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, arkasında kanal çalışanlarının bulunduğu bir Youtube videosu aracılığıyla kamuoyuna seslendi.
Kanal binasına polisle gelindiğini belirten Toktaş, yayın kontrolünün devralınması nedeniyle izleyicilere ekrandan seslenemediklerini ifade etti.
Toktaş, şunları söyledi:
“Son anlarımızı zaten sosyal medyada gördünüz, yüzlerce polisle gelindi, TMSF yönetimi geldi. Dediğim gibi geldiğinizde ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti. Ana kumandaya el konulmuştu. Dolayısıyla biz de yayından veda edemedik.”
Gazetecilik faaliyetlerini sürdürmekte kararlı olduklarını vurgulayan Toktaş, “Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl yol olur, hangi mecralardan olur, onu şu anda bilemiyoruz” dedi.
Halk TV’nin toplumun farklı kesimlerinin sesi olmaya çalıştığını söyleyen Toktaş, kayyım kararının yalnızca kanal çalışanlarını değil, yurttaşların haber alma hakkını da etkilediğine dikkat çekti.
HalK TV Genel yayın Yönetmeni Suat Toktaş konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Biz burada Türkiye’nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştık, bilme hakkınıza hizmet etmek için burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında bir profesyonel anlayışla bakmadık. Türkiye’nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik.
Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu. Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz. İliç’te de vardık, Narin Güran’ın yanında da vardık, Cerrattepe’de de vardık, Akbelen’de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk, kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk, onların haklarını savunduk. Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk, kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk. Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk. Kimi zaman Ekrem İmamoğlu, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık.
Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun her kesimini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerinin sesi olduk. Yasakları, ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan çizgide duran bir yayıncılık yapmaya gayret ettik. Ama dediğim gibi gazetecilik bitmez, bugünler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz. Siz de göreceksiniz.
Biz Halk TV “yalnız değilsiniz” sloganıyla yayın yaptı yıllarca. Halkı yanımızda hissetmek isteriz. Daha önce çok daha neler atlattık; arkadaşlarımız dövüldü, cezaevlerine atıldık, yayınlarımız durduruldu. Frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık, doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık.
15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada. Bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz. Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü bu gidişat doğru bir gidişat değil.
Bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır, buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu bariyerleri çok fazla atlattı. Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur. Yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz.
Ama şu bir gerçek: Ekonomik olarak boğulmaya çalışıldı. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük. Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi.
Burada şunu söylemek lazım; Türkiye’nin bu şartlarında önce şöyle başlandı: Kanal ekonomik olarak da boğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturulur. Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu’na yönelik hamlelerle başladı. Arkasından—dosyaları bilmiyor olabilirsiniz, hepsine hakim birisi olarak söylüyorum—Türkiye’de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle, ifadeler üzerine ifadeler alındı ve kanalın patronu üzerinden yürünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı.
Ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu, geri durmadı. Geri durmadığı için ve susturamadıkları için, ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu’nu susturamadıkları için bugün el koydular.
E dediğim gibi tarihi bir gün, gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elimizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur onu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır. Arkadaşlarım adına da onlarla konuştuğum için söyleyebiliyorum. Bu ifadeleri onlar adına da kullanabiliyorum.”
