Buse GÜLİN
Bazı hikâyeler vardır; yalnızca bir suç dosyasını değil, bir toplumun aynadaki yansımasını da anlatır. Bu hafta hakkında yazdığım Alexander kardeşler davası tam olarak böyle bir hikâyenin ikincil (ilki Epstein davasıdır) ve güçlü bir örneğidir.
New York ve Miami’nin lüks emlak dünyasında yükselen üç isim: Oren Alexander, Tal Alexander ve Alon Alexander…
Bir üst cümlemde bahsini geçirdiğim Alexander kardeşler, yıllarca Manhattan’ın en pahalı dairelerini satan, elit sosyal çevrelerin içinde dolaşan, davetlerin ve partilerin tanınan figürleriydiler. Kurumsal başarılarının ve sosyal kimlerinin ötesinde (dışarıdan bakıldığında fazlasıyla başarı, prestij ve parıltılı bir hayata sahip gözüküyorlardı), bu 3 kardeşin aslında sistematik, ortak çıkara dayalı, planlı, şiddetli bir ahlaki bozukluğa hizmet eden suç ağı vardı. Uzun yıllar boyunca istikrarlı biçimde suç trafiklerini devam ettirmelerine rağmen, öznesi oldukları insani çürümüşlük, hiç beklemedikleri bir anda kamuya ifşalandı. – Kurbanları tarafından…
Federal savcılığa göre bu üç kardeş, 2010 yılından itibaren kadınları lüks partilere davet ediyor, bazı durumlarda içkilerine uyuşturucu karıştırarak onları savunmasız hale getiriyor ve ardından cinsel saldırılarda bulunuyordu. Yıllar boyunca farklı kadınlar benzer hikâyeler anlatmaya başladılar: hatırlanmayan bir gece, parçalanmış bir hafıza ve kontrol edilemeyen bir beden…
Maalesef, uzun süre boyunca kadınların anımsadıkları bu parçalı anlara ait ifadeler pek yüksek sesle konuşulmadı çünkü “seçkin çevrede” güç yalnızca para değildir; aynı zamanda bir sosyal ağdır. Prestij, insanları koruyan görünmez bir zırh gibi çalışır. Bu yüzden birçok mağdur için konuşmak, yalnızca bir kişiyi değil; onun temsil ettiği bütün bir çevreyi karşısına almak anlamına geliyordu. – Yani başlıca Manhattan’ın ve Miami’nin tüm elitlerini.
Yine de zaman olayların üstünü örtmek yerine, daha fazla anlatının ortaya çıkmasına sebep oldu. Farklı yıllarda, farklı şehirlerde, birbirini tanımayan kadınların hikâyeleri aynı deseni( olay örgüsünü) tekrar etmeye başladı. İşte kırılma noktası da tam olarak burası oldu: tekrar eden bir örüntü vardı. – Birbirini hiç tanımayan kadınların, birbirlerinden bağımsız verdiği ifadelerde ortaya çıkan net bir olay kronolojisi…
Aylar süren federal mahkeme sürecinde, jüri mağdur ifadelerini dinledi. ( Bu sürecin haftalar aldığını eklemeden geçmeyelim.) Sonunda verilen karar, bu olayların tekil vakalar olmadığını ortaya koydu. Alexander kardeşler, sex trafficking conspiracy’den (kadınların cinsel sömürüsüne yönelik organize bir suç ağı kurmaktan) suçlu bulundu. Güncel olarak, bir zamanlar Manhattan’ın en prestijli emlak anlaşmalarını yapan bu üç isim, ömür boyu hapis ihtimaliyle karşı karşıyalar.
Yine de, bu dava yalnızca üç kişinin hikâyesi değildir.
Alexander kardeşler aynı zamanda modern toplumların güçle kurduğu ilişkinin de hikâyesidir, çünkü bazı suçlar yalnızca bireysel değildir. Kabul etmek gerekir ki suçlar, toplumların ve toplumların kültürlerinin içinde filizlenirler. Elit sosyal çevreler, parıltılı partiler ve dokunulmazlık hissi… Bütün bu sayılan sınıfsal değişkenler de bazen suçun görünmez kalmasına yardım ederler.
Tam bu tarz hayati kavşaklarda, Antropoloji bize şunu öğretir: toplumlar yalnızca yasalarla değil, normlarla da ayakta durur. Normlar ise çoğu zaman gücü korur. İnsanlar zenginliği başarıyla, başarıyı da ahlaki üstünlükle karıştırma eğilimindedir. Güçlü olanın suç işleyebileceğini düşünmek zor gelir. Oysa gerçek çoğu zaman daha basittir “Güç, denetlenmediğinde yozlaşır.” Üstelik bazen bir toplum, bu gerçeği anlamak için parıltılı maskelerin mahkeme salonlarında tek tek düşmesini beklemek zorunda kalır. Düşüş zamana yayılsa bile, zeminde dikine derinleşen çatlaklar yaratır.
Bu konu hakkında yazabileceğim son paragraf şudur:
En tehlikeli suçlar karanlıkta değil, çoğu zaman ışığın en parlak olduğu yerlerde, pahalı semtlerde bulunan lofların, penthouse’ların veya rezidansların içinde büyür. Prestij, bir grubun mahremiyetini keyfi biçimde dokunulmaz kılar fakat aynı zamanda diğerlerinin bedensel dokunulmazlığının ihlalini de tamamen inisiyatif meselesi haline getirir. Belkide suç tarihine düzenli referans sağlayan ana kaynaklardan biri de budur.
