Suriye lideri Ahmet Şara’nın İslamcı militan kimliğinden ABD ziyaretine uzanan dönüşümü

islamcı örgüt lideriydi, Muhammed Colani adını kullanıyordu. Suriye’de Esad rejimi devrilince Suriye Geçici Hükümeti’nin Devlet Başkanı oldu. Ahmet Şara adını kullanmaya başladı. Takım elbise giydi, kravat taktı. Bir zamanlar ABD’nin başına para ödülü koyduğu Colani, Ahmet Şara adıyla Suriye Devlet başkanı olarak ABD’ye gitti.

Bu resmi ziyaret ABD’nin kendisini küresel terörizm listesinden çıkarmasından sadece iki gün sonra gerçekleşti.

Ahmed Şara’nın ABD’ye bu aslında ikinci ziyareti… Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na hitap etmek üzere ABD’ye giden Şara, Suriye’nin “dünya milletleri arasında hak ettiği yeri geri aldığını” söyledi. Uluslararası topluma da yaptırımları kaldırma çağrısı yaptı. Dünyanın güçlü liderlerinden bazılarıyla bir araya geldi.

Şara şimdi de resmi ziyaret için Washington’da…

Ahmet Şara ülke yönetimini aldığından bu yana Suriye’nin dünya sahnesindeki varlığını yeniden tesis etmeyi hedefliyor.

Peki bir zamanlar ABD’nin başına 10 milyon dolar ödül koyduğu Şara’nın Suriye iç şavaşı sürecinde yaşadığı dönüşümü BBC Türkçe servisi haberleştirdi.

BBC’nin analiz haberinde Şara’nın dönüşümünün 10 yıla uzanan bir geçmişi olduğuna vurgu yapılıyor.

Bu dönüşüm yalnızca kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ve uluslararası kuruluşlara verdiği röportajlarda değil, aynı zamanda değişen görünümünde de açıkça belli. 

Bu dönüşüm sırasında sembolizmin gücünü de küçümsemediği anlaşılıyor.

Bir zamanlar geleneksel cihatçı militan kıyafetleri giyen Şara, son yıllarda daha Batılı giyim tarzı benimsedi. 

Geçen yıl Esad rejimini devirmeye yönelik taarruz sırasında ise askeri üniformalarla birliklerine komuta etmişti.

Tüm bunlar, Şara’nın Suriye’deki Hayat Tahrir el-Şam (HTŞ) örgütünün lideriyken verdiği görüntüden çok farklıydı.

Bu grup 2016 yılındaki kopuşa kadar El Kaide ile bağlantılıydı.

Şara, HTŞ’ye liderlik etmeden önce Irak’ta El Kaide adına savaştı ve hatta bir süre ABD güçleri tarafından hapse atıldı.

Ahmed Şara döneminde HTŞ, Suriye’nin kuzeybatısında isyancıların en büyük kalesi olan İdlib’de hakim güç haline geldi.

Türkiye sınırındaki bu bölge, çoğu yerinden edilmiş yaklaşık dört milyon insana ev sahipliği yapıyordu.

HTŞ, bölgeyi İslamcı militan bir grubun yönetmesiyle ilgili endişeleri gidermek için 2017’de, siyasi ve idari uzantısı olarak Suriye Kurtuluş Hükümeti (SKH) adlı sivil bir oluşumu hayata geçirdi.

SKH hakimiyet alanında bir devlet gibi yapılandı.

Eğitim, sağlık ve yeniden inşa gibi sektörleri denetleyen bir başbakan ile altında bakanlıklar görevlendirildi. 

Şeriat hukukunu gözeten bir konsey de kuruldu.

Şara imajını daha da güçlendirmek için yerel halkla sürekli etkileşimde bulundu.

Yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kampları ziyaret etti. Sivil etkinliklere katıldı ve özellikle 2023 Şubat depremi gibi krizlerde yardım çalışmalarını denetledi.

Yönetimini meşrulaştırmak, istikrar ve hizmet sağlama niyetini kanıtlamak için altyapı alanındaki başarılarını vurguladı. 

Daha önceyse 2021’de Afganistan’da iktidarı ele geçiren Taliban’ı övmüştü.

Taliban’ı, cihat hedefleriyle siyasi hedefleri arasında denge kurabilen, taktiksel tavizler verebilen bir ilham kaynağı olarak nitelendirmişti.

Şara, İdlib’deki yönetimiyle, HTŞ’nin yalnızca cihat savaşı değil, aynı zamanda etkili bir yönetim yeteneği ortaya koyabileceğini de göstermek istedi.

İstikrar, kamu hizmetleri ve yeniden yapılanmaya öncelik verdi, İdlib’i HTŞ yönetimi altında bir başarı modeli olarak göstermeyi amaçladı.

Bununla birlikte hem örgütün meşruiyetini hem de kendi siyasi hedeflerini güçlendirmek istedi.

ABD, bu reform sürecine karşılık olarak, bu yılın başlarında HTŞ’ye yönelik yaptırımları kaldırdı.

Ancak Şara liderliğindeki HTŞ, gücünü pekiştirmek ve sahaya hakim olmak amacıyla hem cihatçı hem de diğer isyancı örgütleri ezmek ve dışlamakla suçlandı.

HTŞ, Esad’ın devrilmesinden önceki aylarda çeşitli reformlar başlattı. 

İnsan hakları ihlalleriyle suçlanan tartışmalı güvenlik gücünü dağıttı. Vatandaşların şikayette bulunabilmeleri için bir daire kuruldu.

Örgütü eleştirenler, bu önlemlerin muhalefeti bastırmak için bir gösteri olduğunu savundu.

Şara’nın Trump ile yapacağı görüşme, diplomatik imajının yenilenmesi noktasında son örnek.

Daha önce Mayıs ayında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a yaptığı ziyarette ABD başkanıyla görüşmüştü. 

Trump Şara’yı “sert bir adam, çok güçlü bir geçmişe sahip” ifadeleriyle övmüştü.

Eylül ayında ise BM genel kuruluna seslenmek üzere gittiği ABD’de ülkesinin “dünya milletleri arasında hak ettiği yeri geri aldığını” söylemişti.

Sonrasında BM Güvenlik Konseyi, Washington’un değişen siyasetiyle paralel şekilde Suriye ve yeni liderlerine yönelik yaptırımları kaldırma yönündeki bir ABD kararını destekledi.

İslamcı militan geçmişine rağmen Şara, Suriye’de biraraya getirmek istediği farklı gruplara ılımlı bir liderlik sözü verdi.

Mayıs ayında Economist dergisine verdiği bir röportajda Şara, “İntikam üzerine bir gelecek inşa edemeyiz” diyordu. 

Toplumuna, “Suriye sadece galipler için değil, tüm halk için bir yuva olmalı” mesajı verdi.

Ahmed Şara’nın ABD’ye varışından birkaç saat önce, ülkesinin güvenlik güçlerinin, IŞİD üyesi olduğundan şüphelenilen onlarca kişiyi gözaltına aldığı duyuruldu.

Şara bu yılın başlarında, Suriye’deki Alevi azınlığa yönelik yargısız infazla suçlanan güvenlik güçlerinin bazı unsurlarını yargılama sözü vermişti.

Ancak vaadin ne kadar hayata geçirildiği halen tartışılıyor.

Son zamanlarda Sünni Bedevi aşiret savaşçıları ile Dürzi milisler arasında şiddet olayları patlak verdi.

Ülkenin farklı bölgelerindeki durum, uluslararası arenada yaşananlara ve Suriye Devlet Başkanı’nın yansıttığı imaja rağmen, soru işaretlerini gündeme getiriyor.

HTŞ liderliğindeki hükümetin, 10 yılı aşkın süredir savaşla yönetilen ülkede istikrarı yeniden sağlayıp sağlayamayacağı merak ediliyor.