Mutsuzluk, Yürütülemeyen İlişkiler, Ölen Aile: Çok Önemli Bir Haber

Kemal ASLAN

Uzun bir aradan sonra SES Tiyatrosu’nda bir oyuna kızımla davetliydim. Daveti yapan TRT’de ve ticari televizyonlarda uzun yıllar kameramanlık yapan Sühan Bozdağ’dı. Tiyatronun girişinde 30 yıl önce MİHA’da öğrencim olan uzun yıllar ATV’de çalıştıktan sonra şimdi Show TV’de olan Mesut, eşi ve oğlu ile karşılaştık. Yıllar öncesine gittim, anılar canlandı gözümdü. Orhan Tanakıncı ile birlikte nice gençlere elimizin değdiğini hatırladım. Yetenekli çocuklardı, biz katalizör olduk, bilgimizi, deneyimimi paylaştık onlarla. Yol açıcı olduk. Onlar da hiçbir zaman unutmadı. En verimli zamanlarım MİHA günlerimdi. Yeteneklerimi, becerilerimi, bilgimi, deneyimimi ortaya koyuyordum ve karşılığını alıyordum. Geçmişi şimdide yaşamak çok kısa sürdü, Sühan “hocam” diye seslendi o her zamanki kibarlığıyla. Kucaklaştık, her zamanki gibi nazik ve saygılıydı. Mesleki bir büyüğüne gösterilen inceliği her zaman yerine getirmeye çalışan biri o. Şimdilerde örneği pek kalmayan eski bir kuşaktan. Yeni nesil haklı onlara yol gösterecek ustaları yok. Onlar mesleğe adım atar atmaz usta oldular. Çıraklık, kalfalık onlar için hak getire. Bizim gibiler onların yanında dinozor kaldık!

Zihnimde hep kitap okuyan, sorgulayan, araştıran hali canlandı. Değerlere sahip çıkan, daha mutlu daha güzel bir dünyanın mümkün olabileceğini tahayyül edenlerden biriydi o da.

Meğer o davet ettiği oyunun Jülide Kar ile birlikte yapımcısıymış. Çok mutlu oldum. Tiyatro konusunda uzun konuşamadık. Oyunun başlamışına az vardı, onun diğer davetlilerle ilgilenmesi gerekiyordu. Böyle zamanlar düğün evine benzer, kimse alınganlık yapmamalı. Ama düğün evlerinde en yakınlar en küçük bir şeye bile alınırlar. Ben daha yaşamadım ama şahit oldum!

Fatih Al’ın yazdığı, yönettiği ve Melis Babadağ ile birlikte oynadığı iki kişilik bir oyun Çok Önemli Bir Haber. Evli ya da birlikte yaşayan iki insanın ilişkilerinin nasıl yok oluşa sürüklendiğini anlatan bir oyun. Al, yazdığı metinde ailenin nasıl çözüldüğünü, diyalog kurma çabalarının nasıl monoloğa dönüştüğünü, ikili ilişkilerde yabancılaşmanın nasıl derinleştiğini sorunsallaştırmış.  Adlarını bilmediğimiz ve hangi ülkede yaşadıklarını anlamadığımız ama günümüz koşullarında yaşananları sahneye taşımış oyun. Kapitalist ortamda orta sınıfın sıkışık hayatını anlatan oyun, ikili ilişkilerin giderek nasıl sevgisiz hale geldiğini, insanların birbirinden nasıl koptuklarını, derin bir mutsuzluk yaşadıklarını ortaya koyuyor. Karşılıklı her diyalog çabası karşılıklı öznelerin birbirini anlatmasına dönüşüyor. Dinlemenin, anlamanın lüks olduğu bir zamanın kuşattığı iki kişi birbirleriyle adeta oynuyorlar. Gerçi oyun için diğerinin katılması zorunlu ama. Bu her iki öznenin kendi performansını sergilediği bir oyuna dönüşüyor. Konuşmak iki kişinin birbirlerinin meramlarının ne olduğunu anlamak, geri besleme vermek olsa da kadın ve erkeğin böyle bir ihtiyacı olmadığı görülüyor. Sadece kendini anlatmak, kendi var oluşunu ortaya koymak. Bu yaralı narsistik bireylerde rastlanılan bir durum. Ötekine kapanmak, ötekini duymamak. Oyun ikili yakın ilişkilerde günümüzde yaşanan sorunlara bu yönüyle dikkat çekiyor. Artık insanlar kendi halleri üzerine bir cümle bile kuramıyor. Kadın aldığı ilaçlarla hayata tutunmaya çalışıyor, ama mikro kapatılma alanı evi dışında hayatı yok. Üstelik eşini gecelikle bekliyor yatağa gitmeseler de. Günün hangi saatinin olduğunun da önemi yok. Dış yaşama kapalı. Dekor da evin ikili yapısını ortaya koyuyor. İçeride yaşayanlar için görünmeyen bir hapishane, dışarda olanlar için içinde yaşanacak bir yer. Dekor tasarımı bu anlamda oyunun ruhunu ortaya koyacak bir biçimde yapılmış: Sade ama etkili.

Çok Önemli Bir Haber, makro ilişkiler ağında gözden kaybolan mikro ilişkileri merceğe alan bir oyun. Aile ortamında ikili yakın ilişkilerdeki çıkmazları, aşılamayan sorunları odağına alıyor ve akış içinde yaşanan hayatın fark edilemeyen yanlarını dile getiriyor. 70 dakikada kendi hayatlarımızda yaşadığımız gerçeklikle yüzleşmek istiyorsanız, “biz neredeyiz, niye böyleyiz” sorularını kendinize yöneltmek istiyorsanız: “İzleyin”, derim. Ama yüzleşmek için aynaya bakmaya cesareti olmalı insanın.Ve kırık olmamalı o ayna. Yoksa birden farklı yüzlerine bakıp kendi gerçekliğini, ne olduğunu kaçırabilir!