Konuşmamız Gerekiyor

Buse GÜLİN

Kendimize açamadığımız günahlarımız var. Bilinciyle kavga eder mi insan? Kör bir inatla yok saydırmaya zorluyoruz anılarımızı fakat inadımız kör değil aslında.

Nasıl bir çelişkidir bu?

Aslında çelişki dediğimiz bu mudur?

Üzerine sayısız olasılık atfedilebilecek günahların toplamıyız. Masumiyet pahalı bir edinim. Hepimizinki delik deşik. Sayısız kopmalar, sökülmeler, lekeler, aşınmalar taşıyoruz. Hiçbiri memnuniyet veya mutluluk sembolü değil. Gurur, erdemler? Onlardan da bayadır mahrumuz.

İnsanın hırsı arttığında, vicdan frene basamıyor. İnatla uçuruma sürdüğünüz bir arabayı ne durdurabilir? Maalesef, isteyerek girilen günahlarda hasar kaçınılmaz ama ne yazık ki sorumluluğunu üstlenmeye gelindiğinde içine sığmaya çalıştığımız “kurban” rolünün görüntüsünü sevmiyorum. Oysaki cüretkârlık sadece eylemlerin kendisini değil, bedellerini de kapsar. Bu toplumun her ferdi olarak önce bunu öğrenmemiz gerekiyor.

Son zamanlarda kaybettiğimiz sağduyumuzun getirisi olan ciddi sosyal hastalıklara denk geliyorum. Ucu hayvanından kadınına, bebeğinden çocuğuna kadar her yere dokunuyor. Sadece dokunsa iyi, kanatıyor da. Böylesine bir hasara düşkünlük ömrümde görmedim.

Günaha olan tutkumuz ayrı ama çapını büyütmeye meraklı olduğumuz her türlü kıyametin sonuçları hakkında konuşmamız gerekiyor.

Nefes aldığımız sürece sakat bıraktığımız organlarımız var. Mesela kalp… Ne ara bu kadar karardı içimizdeki sevgi? Vermeyi kesip, başkalarından koparır olmuşuz. İçim içime sığmıyor çünkü artık içim nerede, onu dahi bilmiyorum. Bilmediklerimiz hakkında konuşmamız gerekiyor.

Sayısını hesaplayamadığım kadar zaman oldu. Güneşi selamlamayı kestik, gece için nöbet tutuyoruz. Birbirimize kıyamamayı geçtim, canice acıtıyoruz. Bu yüzden umudun ordusu yok, şeytan meydanlarda ıslık çalıyor. Neden böylesine çirkinleşmeyi seçtiğimiz hakkında konuşmamız gerekiyor.

Kendi evimiz ya da başkasınınki, ne fark ediyor? Hanelerin içinde mutluluk yok, korkunç sesler yükseliyor. Kırıp dökmüşüz, içeride sağlam kolon yok.Nefsimizi niye bu kadar dinlediğimiz hakkında konuşmamız gerekiyor.

İçimizdeki yıkımı ne zamandır kader sanıyoruz?Ne zamandır kötülüğü “insanlık hâli” diye affediyoruz?

Çünkü konuşmadıkça büyüyor.

Sustukça kök salıyor.

İçine girdikçe daha çok boğuyor 

Ve biz her gün biraz daha eksilerek yaş alıyoruz.

Bu noktada tek nefesime 2 cümle sığdırıyorum ve kör sandığımız bilinçlerimize sesleniyorum:

Bizi yenin çünkü biz, kendimizi yenemiyoruz.

Artık susacak yerimiz kalmadı.

Aslında susacak hiçbir yer bırakmadık.

Metin sonu notu:“Biz”öznesi toplumun geneline sesleniş ve suça meyilli bütünü temsil amacıyla kullanılmıştır.