Siyasetin gölgesindeki kurul: RTÜK

Engin Başcı/gazetesanal.com

Gün geçmiyor ki Radyo Televizyon Üst Kurulu RTÜK ile ilgili bir tartışma kamuoyunun gündemine düşmesin. Alınan kararlar, verilen cezalar, Üst Kurul üyelerinin açıklamaları, aralarındaki tartışmalar…

Halk TV ve Tele-1’e verilen 5 gün yayın durdurma kararıyla son dönemdeki tartışmalara bir başkası eklendi. RTÜK karar aldı, Üst Kurul’un iki üyesi alınan bu kararı yargıya taşıdı. Bu kararlar, sonrasındaki gelişmeler ve daha önce yaşanan pek çok olay RTÜK’ün yapısını ve çalışma biçimini tartışmalı hale getiriyor. Oysa RTÜK, yasaya göre özerk ve tarafsız bir kurul. Peki gerçek öyle mi?

Radyo Televizyon Kuruluşları ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun’a göre RTÜK idari ve mali özerkliğe sahip, kamu tüzel kişiliği niteliğinde bir kurul. Kendine verilen görevleri ve yetkileri de kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirmekle yükümlü. Sayıştay denetimine tabi. Hükümetle ilişkilerini de Cumhurbaşkanı veya görevlendireceği Cumhurbaşkanı yardımcısı ya da bakan aracılığıyla yürütmekte. Ancak bu durum yasanın net bir şekilde tanımladığı gibi, Cumhurbaşkanına ya da görevlendireceği yardımcısına bağımlı olma anlamına gelmiyor. Tarafsızlık ve bağımsızlık esas.

Uygulamada ise bunu söylemek zor. Bu noktada RTÜK üyelerinin seçim biçimi etkili. Yine yasadaki madde ile açıklayalım: “Seçim için, siyasî parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek üye sayısının ikişer katı aday gösterilir ve Üst Kurul üyeleri bu adaylar arasından her siyasi parti grubuna düşen üye sayısı esas alınmak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilir”.

Üst kurul üyelerinin siyasi partilerin TBMM’deki sandalye dağılımına göre belirlendiği bu sistemde iktidar ve muhalefetin sayısal görünümü RTÜK’e de yansıyor. Yasa yapılırken ortaya konulan niyete göre, seçilen üyelerin kendini aday gösteren siyasi partilerden bağımsız, hareket etmesi, onların etkisinden uzak durması gerekiyor. Uygulamada bunu da söylemek zor.

RTÜK’teki toplantı ve karar yeter sayısı bu görüntüde en kritik nokta. RTÜK,  9 üyeden oluşuyor. En az 5 üyenin katılımıyla toplanıyor ve en az 5 üyenin aynı yöndeki oyuyla karar alıyor. Yayın durdurma, hatta lisans iptali kararları oy çokluğuyla alınabiliyor. Tıpkı son Tele-1 ve Halk TV için verilen yayın durdurma kararlarında olduğu gibi.

RTÜK yapısında AKP kontenjanından seçilen 4, MHP kontenjanından seçilen 2, CHP kontenjanından seçilen 2, HDP kontenjanından seçilen 1 üye bulunuyor. TBMM’deki tabloya göre İyi Parti 2021’de RTÜK’e üye verecek. MHP’nin bir üyesi eksilecek, onun yerine İyi Parti kontenjanından seçilen üye gelecek. TBMM’deki siyasi dengeler RTÜK’e ve alınan kararlara da yansımış görünüyor. AKP ve MHP üyelerinin birlikte hareket etmesi karar alınabilmesi için yeterli oluyor.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in, verilen kararlarda şu ana kadar kimseden talimat almadıkları, ancak Cumhurbaşkanı’nın talimat ve telkinleri olması durumunda emir telakki edecekleri yönündeki sözleri yukarıdaki tablonun ortaya koyduğu gerçekliğe de işaret ediyor. Tarafsız ve bağımsız olması gereken RTÜK’ün talimatla hareket edebileceğini gösteriyor. Bu durum sansüre yol açan ve basın özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara neden olabilir. RTÜK aldığı son kararlar üzerindeki tartışmalar da sansür ve basın özgürlüğü kısıtlamaları üzerinden yapılıyor.

Gelinen noktada, demokrasi kültürü bireysel ve kurumsal anlamda içselleştirilmediği ya da üye seçim sistemi ve karar yeter sayısı değişmediği sürece, RTÜK bu görüntüsüyle siyasetin gölgesinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.