İran’In dini lideri Ali Hamaney ABD-İsrail saldırısında öldürüldü

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümü ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyuruldu. ABD Başkanı, sahibi olduğu Truth Social sosyal medya platformundaki açıklamasında “Tarihin en kötü insanlarından biri olan Hamaney öldü” diye yazdı. Trump, paylaşımında “İstihbarat ve son derece gelişmiş takip sistemlerimizden kaçamadı ve İsrail ile yakın işbirliği içinde çalıştığımız için, ne kendisi ne de onunla birlikte öldürülen diğer liderler hiçbir şey yapamazdı” ifadelerini kullandı.

Trump’ın bu açıklaması İran tarafından da doğrulandı. İran Devlet Televizyonu dini lider Hamaney’in ölümünü duyurdu.

Ali Hamaney’in ölümü nedeniyle ülkede 40 günlük yas ilan edildi.

İran medyası Hamaney ile birlikte kızı, damadı ve torunlarının da öldüğünü belirtti. Devrim Muhafızları ile bağlantılı Fars Haber Ajansı Hamaney’in gelinlerinden birinin de ölenler arasında olduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca Hamaney’in “şehadetinin zalimlere karşı ayaklanmanın başlangıcı” olacağı vurgulandı. İran Devrim Muhafızları ise bölgedeki ABD üsleri ve İsrail’e “yıkıcı bir saldırı” yapılacağı uyarısında bulundu.

Peki 37 yıldır İran İslam Cumhuriyeti’nin dini liderliğini yürüten ve 87 yaşında öldürülen Ali Hamaney kimdi? İşte BBC Türkçe’nin haberinden Ali Hamaney profili:

Ali Hamaney kimdi, nasıl bir liderdi?

ABD-İsrail ortak saldırısında öldürülen Ali Hamaney, İran İslam Cumhuriyeti’nin 37 yıldır dini lideriydi. Hamaney, 1939 yılında İran’ın kutsal sayılan şehirlerinden Meşhed’de doğdu. Babası saygın bir din adamı olan Hamaney, onun yolundan gitti ve din eğitimi aldı.

Meşhed’deki medreselerde eğitim gördükten sonra Şii ilahiyatının merkezi olan Kum’a taşındı. 

Gelecekte hayatını şekillendirecek olan Ayetullah Ruhullah Humeyni ile de Kum’da tanıştı.

Şah’ın laikleşme politikaları ve otoriter yönetimi birçok din adamını harekete geçirmişti. 1960’ların başında Hamaney, Humeyni’nin İran’da Şah Muhammed Rıza Pehlevi’ye karşı yürüttüğü muhalefet hareketine katıldı. Hamaney protestolara katıldı, gizli dini örgütlenmelerde yer aldı ve defalarca tutuklandı. 

Hapishanede geçirdiği dönem onun, Humeyni’nin öngördüğü İslami devlet modeline bağlılığını daha da güçlendirdi.

Devrimin ilk yılları ve Cumhurbaşkanlığı

Ali Hamaney, İran İslam Devrimi’nde de önemli görevler üstlendi.

İran’da halk ayaklanması sonucu 16 Ocak 1979’da Şah devrilerek İran’ı terk etti. Ayetullah Humeyni 1 Şubat 1979’da sürgünden ülkesine dönmesiyle İran İslam Cumhuriyeti kuruldu.

Ali Hamaney devrimci yönetim içinde önemli bir konuma yükseldi. Önce geçiş dönemini yöneten Devrim Konseyi’nde görev aldı, sonra savunma bakan yardımcısı oldu. İran’ın en güçlü kurumlarından birine dönüşecek Devrim Muhafızları’nın örgütlenmesinde önemli rol oynadı.

İran İslam Devrimi’ne ve onun toplumsal ve siyasal düzenine son derece bağlı olan Ali Hamaney zamanla konumunu güçlendirdi.

Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai’nin bir suikast sonucu 1981 yılında öldürülmesiyle Hamaney, Cumhurbaşkanı seçildi.

Ali Hamaney 1981-1989 yılları rasında Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Onun Cumhurbaşkanlığı İran-İrak savaşı yılları içindeydi. 1980 yılında başlayan savaş 8 yıl sürdü.

Onun Cumhurbaşkanlığı döneminde Cumhurbaşkanlığı yetkileri daha azdı. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ile başbakan arasında paylaşılıyordu. Bu dönemde reform yanlısı olan Başbakan Mir Hüseyin Musevi ile tartışmalar yaşadı.Devrim Muhafızları, yargı ve muhafazakar dini çevrelerle kurduğu ilişkiler Hamaney’in gücünü pekiştirmesinde belirleyici oldu. Bu güç onu dini liderliğe taşıdı.

Dini Lider olarak Hamaney

İran’ın dini lideri Ayetullah Humeyni’nin 1989 ölümü sonrasında Ali Hamaney dini lider olarak şans tanıyanların oranı azdı. Çünkü onun önünde dini otorite olarak daha yüksek rütbede birçok ayetullah vardı. Anayasa da buna uygun değildi. Ancak Anayasa bir gecede değiştirildi ve dini lider olmanın şartı “İslami ilimlerde yeterlilik” oldu. Hamaney de ayetullah konumuna yükseltildi.

Farklı siyasi gruplar arasında uzlaşmayı temsil eden dini lideri seçildi. Hamaney, Humeyni’nin mirasına sadık profil çizen ve diğer güçlü isimlerle uyum içinde olan Hamaney’in dini liderliği kabul gördü.

Hamaney, göreve gelir gelmez başbakanlık makamını kaldırdı, yürütme gücünü cumhurbaşkanında topladı, devletin tüm kurumları üzerinde etkisini artırdı.

Ali Hamaney görevi süresince altı cumhurbaşkanı ile çalıştı. Rafsancani, Hatemi, Ahmedinejad, Ruhani, Reisi ve Pezeşkiyan olmak üzere bu altı cumhurbaşkanı farklı şekillerde Hamaney ile ilişkilerini yürüttü ve onun otoritesini sınadı.

Örneğin Hatemi, siyasi ve toplumsal reformlar ile Batı ile yakınlaşma arayışındaydı. Hamaney ve muhafazakar kurumlar onun birçok reformunu engelledi.

Ahmedinejad, başlangıçta Hamaney’e yakın görünse de zamanla kendi gücünü artırmaya çalıştı ve araları açıldı. 

Ruhani’nin ülkede reform girişimleri ve özgürlük talepleri de Hamaney tarafından sınırlandırıldı. 

Sadece Reisi, muhafazakar bir din adamı olarak Hamaney’e en yakın cumhurbaşkanı olarak görüldü.

Ancak İran’da cumhurbaşkanları değişse de Hamaney, Anayasa Koruyucular Konseyi gibi kurumlar aracılığıyla sistem üzerindeki kontrolünü korudu.

Konsey, seçimlere katılacak adayları denetleme yetkisine sahipti. 

Bu yetkisini de sık reformcu adayların veto edilmesinde kullandı.

Hamaney’in liderliği, krizler ve toplumsal tepki

Hamaney’in dini liderliği sadece cumhurbaşkanlarıyla ilişkilerinde değil ciddi krizlerle de sınandı.

1999’da, Salam gazetesinin kapatılması sonrası Tahran Üniversitesi’nde başlayan gösteriler ve büyüyen öğrenci protestoları, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden sonra ülkedeki ilk büyük kitlesel eylemdi. 

2009’da Mahmud Ahmedinejad’ın yeniden İran Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası, seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla ve “Oyum nerede?” sloganıyla milyonlarca kişi sokağa çıktı. Yeşil Hareket, rejimi zorladı.

2017 ve 2018 yıllarında hayat pahalılığı ve özellikle yumurta fiyatlarındaki artış, protestoları tetikledi. Meşhed’de başlayan gösterilerde rejim karşıtı sloganlar atıldı. 

2019’da ise bu kez benzin fiyatlarına yapılan %200’e varan zam, 100’den fazla şehirde protesto edidi. “Kanlı Kasım”da güvenlik güçlerinin göstericilere ağır müdahalesi sonucu yüzlerce kişi hayatını kaybetti. 

Ocak 2020’de Devrim Muhafızları’nın yanlışlıkla bir Ukrayna yolcu uçağını düşürmesi ve ardından yaşanan örtbas girişimi büyük öfkeye yol açtı. Hamaney, kurbanlar için üzüntüsünü dile getirdi ancak orduyu savundu.

Aynı yıl İran, koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kaldı. Hamaney başlangıçta tehdidi küçümsedi, bunun “düşmanların abarttığı bir mesele” olduğunu söyledi ancak salgın kısa sürede bölgedeki en ağır krizlerden birine dönüştü.

2022 ve 2023’te ise sıra, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” Hareketi’ne geldi. Mahsa Amini’nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesi, İran’ın modern tarihinin en uzun soluklu rejim karşıtı gösgterilerinden birine dönüştü. 

İran, 2026’ya da 2025’in son günlerinde başkent Tahran’da çarşı esnafının grevi ile başlayan ve kısa sürede ülkenin birçok bölgesine yayılan protesto gösterileriyle girdi. 

Protestoların nedenleri; İran Riyali’nin ABD Doları karşısında rekor seviyelere düşmesi, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fahiş fiyat artışları, birçok şehirde işsizliğin artması ve işletmelerin kapanmasıydı.

Ekonomik nedenlerle başlayan protestolar, birkaç gün içinde siyasi taleplerin de eklendiği çok daha geniş bir harekete dönüştü. 

Özellikle üniversite öğrencileri, “Özgürlük” ve “İslam Cumhuriyeti istemiyoruz” gibi sloganlarla protestolara katıldı.

Güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alındı. 

İran medyası, protestoları “dış güçlerin sabotajı” olarak nitelendirdi.

Hamaney ise protestocuları, “ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun etmeye çalışan bir grup barbar” olarak nitelendirdi.

Trump, hükümet güçlerinin protestocuları öldürmesi halinde İran’ı “çok sert şekilde” vuracağı tehdidinde bulunmuştu.

Batı ile ilişkiler

İran 27 yıldır çeşitli dönemlerde protesto gösterilerine sahne olurken, ülkenin dini lideri Hamaney’in dünya görüşü, uzun süredir Batı’ya, özellikle de ABD’ye, güvenmemesiyle şekillendi. 

1981’de İran Cumhurbaşkanıyken “liberalizm ve Amerikan etkisindeki solcularla mücadele” sözü veren Hamaney’in bu yaklaşımı dini lider olduğu dönemde de değişmedi. 

Hamaney, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmaya karşı çıkmasa da, hiçbir zaman ABD’nin anlaşmaya sadık kalacağını düşünmedi. 

ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesi üzerine “Amerika’ya güvenmeyin” uyarısını yineledi.

3 Ocak 2020’de ABD Irak’ın başkenti Bağdat’ta Uluslararası Havaalanı yakınlarında silahlı insansız hava aracıyla bir konvoya büyük bir saldırı düzenledi. 

İran Devrim Muhafızları’nın kritik birimi Kudüs Gücü’nün komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani dahilk sekiz kişi öldürüldü. 

Hamaney suikast sonrası ABD’ye karşı tutumunu daha da sertleştirdi. 

Süleymani’nin cenaze namazını bizzat kendisi kıldırdı ve “intikam” sözü verdi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim 2023’te düzenlediği saldırılar sonrası İran ve Orta Doğu’da oluşturduğu “direniş ekseni” ağır darbe aldı.

İsrail’in saldırıları sonucu Hamas’ın askeri kapasitesi büyük oranda yok edildi; Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler ve Irak ve Suriye’de İran destekli milis güçleri sürekli baskı altında kaldı ve zayıfladı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 19 Mayıs 2024’te Doğu Azerbaycan eyaletinde meydana gelen helikopter kazasında öldü.

İsrail, Reisi’nin cenazesi için Tahran’da bulunan Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniyeh’i suikast düzenleyerek öldürdü.

Haniyeh suikastını, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın yine İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği suikast sonucu öldürülmesi izledi. 

Ve 8 Aralık 2024’te, İran’ın Orta Doğu’daki en önemli müttefiki Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi son buldu, devlet başkanı Beşar Esad Rusya’ya kaçtı.

2025 ise Hamaney’in liderliğinin en kritik dönüm noktalarından biri oldu.

İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları ve 12 gün süren savaş, ülkenin askeri ve siyasi yapısını sarstı. 

Savaş sırasında Hamaney’in günlerce ortadan kaybolması, İran’da ve ülke dışında onun liderlik kapasitesi ve sağlık durumu hakkında yoğun spekülasyonlara yol açtı.

Savaşta İran’da yüzlerce askeri hedefi vuruldu, üst düzey komutanlar ve nükleer bilim insanları öldürüldü. 

Tüm bu gelişmeler Hamaney’in otoritesini zayıflattı.

Bu süreç, Hamaney’in liderliğinin en büyük sınavı olarak kayda geçti.

Ayetullah Ali Hamaney, 2009’da yaptığı bir konuşmada, “Yoksul bir ruhum, eksik bir bedenim ve bana bahşettiğiniz azıcık onurum var. Hepsini devrim ve İslam uğruna feda edeceğim” demişti. 

Hamaney liderliği boyunca İran’ın siyasi kimliğini, güvenlik kurumlarını ve dış politikasını şekillendirdi. 

Kimileri için devrimin koruyucusuydu, kimileri için ise reformların önündeki en büyük engel. 

Ancak tartışmasız bir gerçek var: İran’ın bugünkü yapısını ve geleceğini, büyük ölçüde Hamaney’in bıraktığı miras şekillendirmişti.