Asimetrik İlişki Nasıl Görünür Olur?   

Kemal ASLAN

Asimetrik ilişki çoğu zaman açık bir eşitsizlik biçiminde başlamadığından görünürlüğünü fark etmek hemen mümkün olmaz. Özellikle iş ortamlarında bunun fark edilmesi, bilincine varılması akışkan bir hayat içinde hemen mümkün olmayabilir. İşin yapılması için gereklilikler ve iş ortamındaki hiyerarşi bu durumun farkına varılmasını geciktirebilir. Zaten her konuda insan biraz geri çekilip, bir soluklanması; sonra da “Ne oluyor, ne yapıyorum/ne yapıyoruz? Neredeyiz?” vb. sorularını kendine ve ötekine yönelterek kendini/ötekini, ilişkilerini, iletişimlerini sorgulaması gerekir. Bu sorular öteki ile iletişimin, ilişkinin dengesizliğini, eşitsizliğini fark edilmesine yönelik önemli bir adımdır. Tersi durum, “ağaçlardan ormanı görmemektir.” Oysa ormanı fark etmek için biraz ağaçlardan uzaklaşmak gerekir. Sinemasal ifade ile ayrıntı çekim yerine genel çekimi tercih edilmelidir. Başka türlüsü sürekli aynı döngü içinde kalmayı, aynı rutini yaşamayı, aynı örüntünün devam etmesini kabul etmek anlamına gelir.

İlişki ya da iletişiminizin asimetrik olup olmadığını şu sorulara vereceğiniz yanıtlar ortaya koyar: Aranızdaki ilişki/iletişimde dikkate alınıyor musunuz, duyuluyor musunuz,  anlaşılıyor musunuz, değer veriliyor musunuz, duygu, düşünce, arzu ve istekleriniz dikkate alınıyor mu? Bu sorulara verilen yanıtların hayır olması aranızdaki ilişkinin asimetrik olduğunu gösterir.

Bu sorular durumun ne olduğunu ortaya koysa da ilişkinin asimetrik olup olmadığının kabul edilmesi görünürlük alanı üzerinden olur. Çünkü her şey belirli içerik ve biçimde var olabilir. Asimetrik ilişki için de bu saptama geçerlidir.  

Asimetrik ilişkinin öncelikle görünür olduğu alan ilişkiyi, iletişimini sürdürmek için kimin daha çok zaman ayırmaya çalıştığında ortaya çıkar. Yani ilişkinin/iletişimin sürmesi için kim daha çaba harcamaktadır? Öteki ile ilişkinin/iletişimin sürmesi için kim taşıyıcı olmak durumundadır? Ancak vurgulanması gereken şudur: Nasıl taşınan her yük zamanla beden üzerinde büyük bir baskı yaparsa ilişki/iletişimdeki bu taşıyıcılık durumu da ruhsal alanda bir baskı oluşturur.

Asimetrik ilişki/iletişimin ikinci görünürlük alanı meraktır. Merak tarafların günü nasıl geçirdiği, ne yaptığı, ne halde olduğunu öğrenme, bilme isteğidir. Asimetrik ilişki/iletişimde taraflardan birinin diğerine yönelik merakı azalır, onun ne yaptığını, ne halde olduğunu öğrenmek bilmek istemez. İletişimin/ilişkinin başlangıcında iki yönlü enformasyon akışı tek yönlü olur ve merak edilmeyen taraf özne olmaktan çıkmaya başlar. 

Asimetrik ilişkiler, ötekini dikkate almama, umursamama, kayıtsızlık, değersizleştirme davranışlarıyla somutluk kazanır. Bu durum, ilginin azalması, ötekinin özneliğinin aşındırılması, yok sayılması, edilgenleştirilmesidir.    

Özneliğin yitirilmeye başlanılması ve bunu aşmak için teklif edilen açık iletişim çabaları da ötekinde gerekli karşılık bulamadığında aralarındaki durumun dengesizliği duygusal boyutta da görünür olur; konuşulamayanların biriktirdiği kırgınlıklar ve gerilim yaşanır.  Bu süreç edilgenleşmekte olan bireyi bir yol ayrımına getirir: Ya özne olarak kalmayı sürdürecektir ya da asimetrik ilişkiyi/iletişimi sürdürerek özneliğinden vazgeçecektir. Yani eşitsiz, adil olmayan koşullarda “yanılsamalı bağımlı bir varoluş” gerçekleştirecektir. Bu onu yeniden üreten, geliştiren, ona alan tanıyan değil, tüketen yok eden, “bağımlı varoluş” olacaktır.  

Ötekinin de asimetrik durumu fark etmesi ve sürdürülemez olduğunun bilincine varması ihtimal dâhilindedir. O zaman o da simetrik bir ilişki/iletişim kurma yönünde çaba harcayacaktır. Ya da eskisi gibi asimetrik durumun sürmesinden yana olacaktır.  Sınırlı seçeneklerin olduğu bir dünyada taraflar bilerek ya da bilmeyerek yaptığı seçimlerle kendisini biçimlendirir.