ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş sadece hava saldırılarıyla değil, propaganda mücadelesiyle devam ediyor. Yapılan açıklamaların kimisi gerçeği yansıtıyor, kimisi de psikolojik savaş taktiği olarak kullanılıyor. İran’ın Netanyahu’yu öldürdük açıklaması ve yapay zeka ile üretilmiş görüntüler, İsrail’in buna kahve içen Netanyahu görüntüleriyle karşılık vermesi bunun tipik örneklerinden…
Bu açıklama ve görüntüler kamuoyunda yorumlanıp tartışılırken İsral’den yeni bir açıklama geldi. İsrail, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’nin öldürüldüğünü duyurdu.
İran yönetimi henüz iddialarla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Laricani’nin gece saatlerindeki düzenlenen bir saldırıda öldürüldüğünü söyledi.
İsrail medyası, Ali Laricani’nin oğluyla birlikte saklandığı bir dairede saldırıya uğradığını yazdı.
İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu da, İsrail ordusunun İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi öldürdüğünü açıkladı.
İsrail televizyonunda yayınlanan açıklamasında Netanyahu “Bu sabah İran’ı fiilen yöneten gangsterler çetesi olan Devrim Muhafızları’nın başındaki Ali Larijani’yi ortadan kaldırdık” dedi.
İsrail’in açıklamalarının doğrulanması halinde Ali Laricani, Ayetullah Ali Hamaney sonrası suikaste uğrayan en üst düzey İranlı devlet yetkilisi olacak.
Laricani son olarak 13 Mart Cuma günü Tahran’daki Kudüs Günü mitinginde halk arasında görünmüştü.
İsrail’ın suikast açıklama yaptığı gün İran devlet medyasında, Laricani’ye ait olduğu söylenen bir el yazısı not paylaşıldı.
17 Mart tarihli olduğu iddia edilen notta, Sri Lanka açıklarında batırılan IRIS Dena savaş gemisinde ölen denizciler anıldı.
İsrail Savunma Bakanı Katz, Laricani ile ilgili açıklamasında, İran Devrim Muhafızları’na bağlı paramiliter birlik Besic’in komutanı Gulam Rıza Süleymani’nin de öldürüldüğünü söyledi.
israil’in “öldürdük” açıklaması yaptığı Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani güçlü bir isim olarak İran politikasında öne çıkıyor. Geçmişte meclis başkanlığı ve bakanlık gibi üst düzey görevlerde yer almış Laricani’nin Ayetullah Ali Hamaney‘in “rejimin hayatta kalması için güvendiği birkaç kişiden biri” olduğu söyleniyor.
Irak’ta 1958 yılında doğan Laricani bir din adamı değil. Rejim içinde derin dini ve siyasi bağları olan bir aileye mensup olan Laricani, 1981’de “rejimin bekçisi” olarak bilinen Devrim Muhafızları’na katıldı ve 1980’lerdeki İran-Irak savaşının ilk yıllarında kumandan olarak görev aldı.
Daha sonra bir dini okula kayıt oldu ancak daha sonra ilgisi bilgisayar bilimi ve matematik alanına kaydı. Bu alanlarda dereceler aldıktan sonra Tahran Üniversitesi’nde Batı felsefesi alanında yüksek lisans ve doktora yaptı. Akademik çalışmaları, doktora tezini de hakkında yazdığı Alman filozof Immanuel Kant üzerinde yoğunlaşmıştı.
Felsefe eğitimini sürdürürken savaş tecrübesi ve aile bağlarını kullanarak siyasi bir kariyer inşa etmeye başladı ve 1992’de Kültür Bakanı oldu. 1994’te de Hamaney tarafından Radyo Televizyon Kurumu başkanı olarak atandı ve bu görevi 10 yıl boyunca sürdürdü.
Laricani, yayın kuruluşunu hükümet yanlısı bir propaganda aracı olarak kullandı, İran’ın rejim karşıtı aydınlarını “Batı tarafından finanse edilen hainler” olarak damgalayan Hüviyet gibi programları yönetti.
