Esma Nur TAYTAN
Instagram’da mutlu görünen herkes aslında gerçekten mutlu mu? Yoksa orada farklı ve gerçeklikten kopuk bir dünya mı oluşturuyoruz? Bu sorular benim gibi sizin de kafanızı kurcalıyordur. Buna eminim.
O filtreli ve kusursuz profil fotoğrafları, her anın mutlu geçtiğini yansıtan hikayeler, en pahalı yemeğin yendiğine, en güzel yerlere gidildiğine kanıt olan konumlu hikayeler…
Peki bütün bunlar gerçek mi? Arka planda neler oluyor? Hiç merak ettiniz mi? Ettiyseniz eğer buyurun şu köşeye…
Sosyal medya farklı ve gerçekdışı bir dünya. Hepimiz bu konuda mutabığız. Peki, bu gerçek dışı algıyı yaratan kişilerin hayatı hep mi toz pembedir? Bu insanların hayatı hep mi güllük gülistanlıktır? Tabii ki değil! Bu kişiler hatta ben de acılarımızı, ayakta kalmak için verdiğimiz mücadeleleri paylaşmıyoruz peki ama neden? Cevaplar basitçe şöyle sıralanabilir:” İnsanlar tarafından yargılanma kaygısı güderek mevcut durumunu ajite ediyormuş gibi görünmek istememek ve bu sebeple en mutlu olduğu anları en iyi fotoğraflarını ve videolarımı paylaşma ihtiyacı hissetmek. Mümkün olduğunca kusursuz görünmeye çalışmak.” Oysa gerçekten dünyada kusursuz diye bir şey yoktur. Bu da sosyal medyada oluşturulan hayali evrenin temelinin ne kadar çürük olduğunu gözler önüne serer.
Sosyal medyada herkes kusursuz derecede güzel, iyi mutlu ve keyfi yerinde gözükür. Peki insan her zaman kusursuz derecede güzel her zaman huzurlu ve mutlu mudur? Bunu düşünürsek eğer sosyal medyanın hiç de gerçek olmadığı bir tokat gibi yüzümüze çarpar. Çünkü bu hayatta acı da vardır, hüzün de vardır, gözyaşı, ayrılık hatta nefret bile vardır. Bunlar ve hatta daha fazlası hayatın doğal akışında vardır. Peki sosyal medyada her şey doğal akışında mı meydana gelir? Hayır, tabii ki… Sosyal medyada gerçeklikten kopuk bir algı oluştururuz ve insanların gözüne gerçek olmayan bir perde çekeriz. Kontrol bizdedir.
Paylaşırız orada gittiğimiz konseri. Tiyatroyu yahut en lüks restoranı. Peki ama neden? Kimileri bunu gösteriş için yapar kimileri de kısa yoldan para kazanıp, markalarla iş birliği içerisinde bulunup; takipçi sayısını arttırmak için yapar. Ben her ne kadar bu konuya karşı mesafeli olsam da benim çevremde de sosyal medyayı kolay yoldan para kazanma yeri olarak görüp bu işe atılanlar yok değil. Kendi adıma ben içinde bulunduğumuz gerçek dünyadaki üretimden yanayım.Sanırım, istisna olan yüzdelik dilimdeyim. Benim tercihim bu yönde.
Galiba ben bu çağın insanı değilim. Beni, ben öldükten sonra anlayacaksanız eğer anlamayın daha iyi. Bir yazar da buna benzer bir cümle kurmuştu. O yazarı okuyanlar ya da az çok yazar hakkında fikir sahibi olanlar hemen bulmuşlardır yazarın kim olduğunu. Onu da ben söylemeyeyim.İnsan, biraz da doğru bilginin peşinden kendi çabası ve azmiyle gitmelidir. Katılan olur veya olmaz fakat benim kanaatim bu yönde.
Gelelim tekrar sosyal medya konusuna…
Sosyal medya öyle bir mecradır ki bir tarafta Twitter’da hak, adalet, özgürlük, sistem eleştirisi gibi sloganları atan bir insan düşünelim. Bu insan diğer yandan da Instagram’da çayını, kahvesini belki okuduğu o popüler kitabi paylaşır. ”Eee… Başka ne yapsın bu insancıklar” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat popülerin ve sürrealin peşinden gitmesinler derim. Sosyal medyada tüm yüzler aynı, tüm hikayeler aynı ama gerçek hikayemiz de var bizim. Bunu da unutmamak gerekir. Kaldıralım telefonları, sosyal medya detoksuna girelim, sosyal medya öcüdür demiyorum efendim. Ben sadece sahici olalım orada bile düşünelim, tartışalım istiyorum. Ha! Tartışma demişken Twitter’daki laf dalaşından söz etmiyorum. Seviyeli ve nazik bir şekilde yapılan mütalaalardan söz ediyorum. Toplum olarak şu iki sözcüğün anlamını artık karıştırmayalım diyorum: Tartışma ve kavga… İkisi de çok farklı mefhumlardır. Bence öncelikle bunu idrak etmeliyiz.
Velhasıl-ı kelam bitirecek olursak sözü şöyle bitirelim: Sosyal medya hayatımızın sadece bir parçasını oluşturur. Yaşamı bir yapboz olarak düşünürsek eğer kullandığımız sosyal medya, yapbozun sadece ufacık bir parçasını oluşturur. Sosyal medya bir kurgudur ve asıl dünya değildir. Hakiki dünya, sokaklarda, caddede, doğada, iş yerlerinde, ekmek telaşında; yaşam mücadelesinde olan insanların yaşadığı dünyadır. Adı üstünde sanal alemdir burası. Burada eleme, kedere yer yoktur. Kısacası efendim benim gözümde sosyal medya budur.
